DAMLA HANIM: Yayınımıza güzeller güzeli, canımızın içi Hocamızla başlıyoruz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Alpay Şahin dün Bediüzzaman’dan mı bahsetmişti? Hayret. Ama inşaAllah Aristoteles’ten, şundan bundan bahseder gibi bahsetmemiştir. Çünkü bahsediyorsa, fikirlerini de kabul etmesi gerekir. “İyi adamdır ama fikirleri geçersizdir” diyorsa o zaman olmaz. Anlattıkları onun önemli mi? Bunu da söylemesi lazım. Veyahut ne yönden beğeniyor? Mesela bazı tipler vardır, komünisttir, Peygamberimiz (s.a.v.)’i iyi bir devrimci olarak görür. “İyi bir devrimciydi, sosyal devrimciydi” diyor. “Peygamber olarak yok kabul etmiyorum” diyor. Yalan söylemiş öyle mi Peygamber (s.a.v.)? O zaman hakaret ediyorsun sen. Beğenmen sana kalsın o yönüyle, kimsenin senin beğenmene ihtiyacı yok. Bediüzzaman’ı beğenen de, fikirlerini beğeniyorsa beğenmesinin bir anlamı vardır. Yoksa öyle hurafe anlattı size, yanlış şeyler anlattı gibi bir mantık oluyorsa, “aman iyi dürüst adamdı, işte demokrattı, fena değil, eh” diye bir mantık varsa o zaman olmaz. O övme olmaz, inşaAllah. Mesela ben Bediüzzaman’ı övüyorum ama fikirlerine katılıyorum. Mesela; ahir zamanı anlatıyor, mükemmel anlatmış. Mehdiyeti anlatıyor, mükemmel anlatmış.
Bu Kızılcahamam konferansı için biraz önce söylediler. Bir teşekkür filmi hazırlamışlar. Oraya katılan ağabeylerden teşekkür yokmuş filmde, yani artık bu dereceye gelmesi çok vahim. Çok çok vahim. Herhalde Risale-i Nur’u, Bediüzzaman’ı bir şekle sokmaya çalışıyorlar anladığım kadarıyla, dizayn etmeye çalışıyorlar. Öyle dizayn edilecek gibi değildir.
DAMLA HANIM: Hocam, Alpay Şahin’in yazısını okuyabilir miyim, izninizle?
ADNAN OKTAR: Evet
DAMLA HANIM: Alpay Şahin Radikal’e verdiği röportajda Said Nursi Hazretleri ile ilgili şöyle bir açıklama yapmış; Üstad’ın Kuran’a yeni yorumlar getiren en önemli dini liderler olduğunu ifade etmiş. 20. yüzyılda Kuran’a yeni yorumlar getiren birçok dini lider çıktığını belirterek bunların içinde en önemlisini Said Nursi Hazretleri olduğunu belirtmiş. Fethullah Hocamız’ın da üstadın modern İslam anlayışına sahip çıkan bir akımı temsil ettiğini vurgulamış Hocam.
ADNAN OKTAR: Modern İslam anlayışını ilk ortaya koyan biziz. İlk başta Fethullah Hocamız’ın hareketi o tarzda bir hareket değildi. Klasik Nurcu hareketti yani her şeyiyle ona benziyordu. İzole bir hayat yaşıyorlardı, içine kapalıydılar, sosyal faaliyetleri yoktu, bu tip dışa dönük faaliyetleri yoktu. İşin doğrusu sosyal olmayı, dışa dönük olmayı, insanlarla geniş çapta bağlantı kurmayı, Atatürkçü olmayı biz öğrettik. Bunu kimden duydum ben? Fethullah Hocamın kurmayları tabir edilen ileri gelen kardeşlerden. “Hocam biz sizi 10 yıl geriden takip ediyoruz” dediler, “10 yıl geriden takip ettik” dediler. “Fethullah Hocam’ın kitaplarının dili biraz ağır. Gençlerin pek anlayabileceği gibi değil. Ama şu an bir dil değişimi yapılsa artık çok geç” dediler. “Onun için biz sizin kitaplarınıza ağırlık veriyoruz” dediler. Ne kadar yasaklasalar da bir kısım şahsı maneviciler her yerde hakim. Yani bizim kitaplarımız olmadan olmuyor. Mecburen olması gerekiyor. Çünkü lisede genç karşılaşıyor arkadaşıyla Bediüzzaman’dan bahsederse dinlemez. Önce adam diyor ki “Kainat evrimle meydana geldi” diyor. Ne cevap verecek? Risale-i Nur’dan cevap verse etkilenmez adam, bilimsel cevap istiyor çünkü. Nereden kaynak bulacak? Nereden baksın? Bir tane kaynak var: Harun Yahya. Mecburen oraya gelecek. İman hakikatlerini anlatacak, Peygamberimiz (s.a.v.)’in mucizelerini anlatacak, nereden anlatsın? Asrımızda olan mucizelerini anlatacak. Çünkü insanlar geçmişte dini böyle hikayemsi gibi bir ruh içerisinde dinlerler. O devirde havalarda uçan insanlar vardı. O devirde harika olaylar vardı. Ama birden bire bu mucizeler ahir zamanda modern bilimin gelişmesi ile kesildi. Efsaneler çağı bitti, hikayeler çağı bitti gibi bir kafaları var. Ama baktılar ki Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in dedikleri aynısı ile oluyor. 1400 sene sonra dedikleri teker teker çıkıyor. O zaman bir harikuladelik olduğunu anladılar. Ama çıkan harikuladelikler de hep Mehdiyet ile ilgili. Şimdi onu kabul etse bir kere Hocası ve Şeyhi ilk önce onu fark edememiş oluyor. O Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in mucizelerini fark edememiş insan konumuna gelecekler. Ne oldu? Fark edeme, bu başka kanaldan gelsin. Allah duyuruyor sana nihayetinde o bilgiyi verdiği insan da Allah’ın gariban bir kulu. Onda da bir harikuladelik yok. Ona bilgiyi veren de Allah, ona hatırlatanda da Allah, değil mi? “Bilgi Çin’de bile olsa alın” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Dolayısıyla ağırlarına gidiyor konuları almak mesela; Bağdat’ta köprünün yıkılması ile ilgili hadis o kadar net ki birçok kişi almıyor, çok net. Mesela; bu ahir zamandaki diğer Kabe baskını olsun, diğer olaylar olsun, kuyruklu yıldızlar olsun hepsi. Ve Şam’da Haresta bölgesi ile ilgili son söylediğimiz açıklama olsun. Ahir zamanın şiddetinden bu Peygamber (s.a.v.)’in mucizeleri gizlenmek isteniyor. Onun için bizi seven kardeşlerimiz bu mucizeleri her yerde anlatsınlar. Diyor ki “Anlatıyor, etkilenmiyor”. Niye etkilenmiyor? Nasıl etkilenmiyor? Bayağı ağızları düzeldi. Mesela; normalde İttihad-ı İslam programı yapılmazdı. Akıllarının ucundan bile geçmiyordu birçok kardeşimizin. Israrla üzerinde durunca İttihad-ı İslam’ın, hem internet sitelerinde yayınlanmaya başlandı. Yıllardan beri hiç ağızlarına almıyorlardı kardeşlerimiz, yıllardan beri birçok kardeşimiz. Bakın geriye dönüp bakın. Gösterin bana yok, İttihad-ı İslam ağızlarına bile almazlar. İttihad-ı İslam toplantısı da yapılmaz. Israrla gündem yapınca İttihad-ı İslam toplantısı yaptılar ama zarar vermeyecek şekilde yapmaya çok özen gösterdiler. Mesela Bediüzzaman’ın has talebesi mutlak vekili Seyyid Salih Özcan maazAllah neuzübillah diyorlar. Bir çıkıp da “Hz. Mehdi (a.s.) gelecek, sen göreceksin dedi” dese zehir olacak ortalık, toplantı zehre dönecek. O zaman ne diyorlar? “Aman sen otur burada Seyyid Salih Hocam” diyorlar. “Hiçbir şeye sesini çıkartma, konuşma ama biz seni göstereceğiz. Yani etiket olarak güzel olur. Görüntü olarak güzel olur. Ama fiiliyatta seni sakın ortada görmeyelim” diyorlar. “Sadece sus, otur hiçbir şeye karışma.” Bizim kardeşlerimiz gittiler. Mikrofonda orada konuşturdular. Orada belki bir kere konuşacaktı ama biz bin kere konuşturacağız, en az. En az bin kere. Çok ayıp, çok ayıp, çok ayıp. Bilmiş bilmiş, Bediüzzaman’ın has talebesi bizzat Bediüzzaman’dan duyduğunu bilgiyi anlatması gerekirken orada kendi kafasıyla mütalaasıyla “şahsı manevi” diyerek kendi kendine yorum yapıyor. Bediüzzaman ne diyorsa onu aktar sen. De ki; Bediüzzaman Risale-i Nur’da bunu yazmış. Siz nasıl yorumlarsanız yorumlayın, de. Hiç olmazsa onu söyle. Bediüzzaman’ın söylediğini demek de yasak. Onu da söyletmiyor. Söyleteni de sokmuyorlar. Oraya Seyyid Salih Özcan Hocamız’ı getiriyorlar. Tek kelime konuşturun, tek kelime. Çıkartın, insanlar alkışlarla, hürmetlerle başköşeye oturtur. Oraya o mübareği oturtmuşlar, konuşturmamaya özen gösteriyorlar. Bu çok tarihi bir olaydır. Kardeşlerimiz buna uyansın, bir fevkaladelik var. Mehdiyet’in konuşulmasının yasaklanması çok anormaldir. Hemen hemen bütün televizyon kanallarında Hz. Mehdi (a.s.) gelmeyecek diye programlar yapılıyor, geceli gündüzlü. Bu sefer de baş edemeyince Bediüzzaman’ın aleyhinde programlara başladılar. Şeyh Nazım Hocamız’ın aleyhinde konuşmalara başladılar. Başına gazlı bez saran kendine tarz yapıyor. Müdür kürsüsü gibi bir kürsü yapmış. İki tarafına da sinekkaydı tıraşlı, grand tuvalet kravatlı adamlar koymuş. Onlar de devlet koruması gibi etrafa bakınıyorlar. Haşmetli bir görünüm veriyor kendince. “Bir kanal var adı lazım değil. Neyse söyleyeyim A9 kanalı” diyor. Diyorlar ki; “Şeyh Nazım Hz. Mehdi (a.s.) geldi, dedi” diyorlar. “90 yaşına gelmiş o” haşa “bunamış artık” diyor. “Akıl fikir kalmamış ki onda, der” diyor. “Sen ona niye itibar ediyorsun?” diyor. Peki, Hz. Musa (a.s) 120 yaşında peygamberlik yapıyordu. Hz. Yusuf (a.s) o da 120 yaşındaydı. Hz. Nuh (a.s) 950 yaşındaydı. Size göre o zaman onların Peygamberliğini de kabul etmeyeceksiniz, haşa. Değil mi? Yaşla ilgili ise. Senin işine gelmiyor Mehdi konusu. Çünkü öyle etrafında adamlarla, kafanda gazlı bezle sükse yapamayacaksın. Hz. Mehdi (a.s.)’ı gördün mü ayağını yere basacaksın. “Mehdi’nin en büyük düşmanı fukahanın bir kısmı olacak” diyor Muhiddin Arabi Hazretleri. “Fakat başlarında sarık olacak” diyor. Bu da gazlı bez sarmış. Başları metruş; başları tıraşlı. Bunların uzun saça karşı olacağını söylüyor. Mesela Resulullah’ın saçları hem uzun, hem örgülü. Saç uzatmaya zaten karşılar, örgüye tamamen karşılar tamamen karşılar. Saçın örülmesi onlar için çok vahim bir şey. Yobaz kafasında bittin. Yani onların kafasına göre. Saç uzatmayı zaten böyle en çirkin eylemlerden biri olarak görüyorlar. Açık açık söylüyor adam zaten. Örme, onun on misli daha kötü görüyor adam. “Bak, böyle olur” diyor. Peygamberimiz (s.a.v.) çok nadir saçlarını tıraş ettiriyor. Hacda çok nadir. Genellikle saçları uzun ve örgülü.
“Selamun Aleykum Sayın Hocam. Uzay TV olarak 2011 Mayıs ayında Türksat Uydu ile yayın hayatına başladık.” Allah mübarek etsin. Biz zaten tebrik ediyoruz Uzay TV’yi. “Geçen programda zikrettiğiniz gibi iktidar partisinin eski bir milletvekilinin kanalı değildir.” Bizim internetten aldığımız bilgi, Allah razı olsun. O kardeşimiz de değerli bir insan. Ama kimse Allah mübarek etsin. İftihar ederiz, Risale-i Nur’dan bahsediyor. İslam’dan, Kuran’dan bahsediyor, güzel. “Harun Yahya eserlerinden yararlanıyoruz, güzel tespitler var. Çalışmalarınızda başarılar dileriz, Uzay TV.” Onunla ilgili bir programdan bir bölüm görürsek çok güzel olur. Mutlaka vardır, mutlaka inanıyoruz ama gönül alıcı olması açısından iyi olur, inşaAllah.
“Hocam bu mesajım cemaatiniz aranızda bir tavsiye olsun. İster sırren okuyun ister cehren okuyun.”Allah Allah ne güzel giriş, maşaAllah. “Efendimiz (s.a.v.) hayatında kahkaha ile hiç gülmemiş. Tebessüm sadakadır, sevaptır. Hep tebessümkar olmuş. Hayatında iki kere dişleri görünecek kadar gülmüş, o kadar. Stüdyodaki kardeşlerimiz bazen çok kahkaha atıyorlar” diyor Abdullah Sevi. Kuran’da Allah gülmeyi makbul gösteriyor. Gülmeye bir ölçü koymamış. O dürüst ve samimi bir ifade değil. Peygamberimiz (s.a.v.) bayağı neşeli. Hz. Ali (r.a) de neşeli ve şakacı olduğu için halifelik verilmedi ona. Suç gibi görüldü dedeme. Hz. Ömer (r.a)’a diyorlar; “Halifeliği ona versene” diyorlar. “Yok, çok şakacı” diyor. Etrafını kırıp geçiriyor. Sahabeler o zaman yüzünü mü tutuyordu o zaman? Yapmayın böyle, anormal din anlayışı getirmeye kalkmayın. Gülmeyi de yasaklıyorsunuz artık. Kadın nefreti ayrı. Gülme yasağı ayrı. “Ağlayın” da diyorsunuz. “Ağlayamazsınız zorla ağlayın” diyor. “Dışarı çıkmayacaksın” diyorsun. “Hanımlar televizyona çıkmayacak” diyorsun. Hanımlarla ilgili uydurmaları versene. Yok, Peygamberimiz (s.a.v.) gayet neşeli, gayet güzel kahkahayla da gülüyordu. Güler de, yakışır Resulullah (s.a.v.)’e. Cennette de gülecek göreceksiniz. Bütün Peygamberler neşeliydiler, maşaAllah. Niye gülmesin? Gayet de neşeli. Hanımları da neşeliydi kendisi de neşeliydi. Annelerimiz, maşaAllah. Yok öyle şey. “Hayatın da iki kere” sanki yanındaydılar. Öyle bir anlatıyorlar ki. Ama kardeşim tabii ki çok nezaketli konuşmuş, Allah razı olsun. Fakat doğru değil.
Şimdi Peygamber (s.a.v.)’e atılan iftiralardan ve oyunlar örnekler vereyim de anlayım. Diyorsun ya; “Peygamberimiz (s.a.v.) tebessüm eder.” Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tebessüm de eder, ciddi de durur. Ciddi durmak suç değil ki. Hoşuna giden bir şey olursa tebessüm eder. Aşka gelir kahkaha ile de güler. Niye gülmesin? Niye kendine hakim olsun? Allah küfre; “az gülsünler, çok ağlasınlar” diyor. Müşrikler ne diyor bize? “Bol ağlayın, az gülün” diyor. Biz de diyoruz ki müşriğe, sen ağla. Biz, bol bol güleceğiz inşaAllah.
Peygamberimiz (s.a.v.)’ e atılan bir iftira. Çok büyük bir terbiyesizlik ve vicdansızlık. “Kadınlarla istişare edin.” Bütün kadınlarla ama istinasız diyor. Güya Peygamberimiz söylemiş haşa. “Onlara danışın” Ne yapalım? Nereye gidelim? Ne giyelim? Bugün ne gibi tavırlar göstertebiliriz? Sofrada neler bulunsun? Hangi eve taşınalım? Çocuk hangi okula gitsin? “Danışın ve onların söylediklerinin zıddını yapın.” Şeytanın zıttı yapılır. Kadının zıttı niye yapılsın? Kadınlar bizim annelerimiz eşlerimiz, sevgililerimiz. Olur mu? Nasıl oluyor bu? Kadınlar çok zeki akıllı varlıklardır. Nasıl oluyor bu iş.
Biraz sonra Şeyh Nazım El Kıbrıs-i Sultanımız’ın mübarek oğlu Bahaddin Efendi teşrif edecek, inşaAllah. Allah razı olsun, bizleri şeref yağbediyor. Bizleri müstefit edecek ilminden inşaAllah. Mübarek Hocamız Şeyh Nazım Hocamız’ın elçisi olarak inşaAllah hane-i saadeti şereflendirecek, fakirhaneyi inşaAllah. Bahaddin Efendi de, Mehmet Efendi de Şeyh Nazım Hocamız’ın iki nuru. Şeyh Mehmet Efendi de burada şeyhtir maşaAllah. Bahaddin Efendi de öyle maşaAllah, alimdir. Dünya tatlısıdır. Ben bir kere Şeyh Nazım Hocamız’ın sohbetine gelmişti orada görmüştüm. Acayip efendi, çok mülayim, sessiz. O zamanlar dikkatimi çekmişti. Şeyh Nazım Hocama çok benziyorlar maşaAllah. Terbiyesi, efendiliği üstlerinde maşaAllah. Allah ömürlerini uzun etsin, hidayet versin. Çok asil bir aile, çok soylu bir aile maşaAllah. Hem Hasani hem Hüseyinidiler maşaAllah. Hem seyit hem şeriftirler. Seyit ve şeref güzellikleri var üstlerinde maşaAllah. Kıbrıs’tan buraya kadar ziyarete gelmesi Bahaddin Efendi’nin çok büyük bir şeref. Şeyhimiz’in himmetini Allah bizlere nasip etsin. Allah sağlık, sıhhat, afiyet, iyilik güzellik versin Şeyhimize. Kardeşlerimiz de dua etsinler, Allah Şeyhimiz’e inşaAllah Hz. Mehdi (a.s.) ile sohbete nail etsin, İsa Mesih (a.s) ile sohbete nail etsin. Belki sohbet etmiştir de biz duymamışızdır. Ama inşaAllah bizim duyacağımız şekle de gelir. Bizim göreceğimiz şekle de gelir, inşaAllah. Papa bile geldi ziyaretine, inşaAllah, maşaAllah. Kısa bir ara verelim.
VTR (Şeyh Nazım) dk: 21-24
DAMLA HANIM: Programımıza Ebru, Aylin, Ceylan, Ukrayna’dan Olga ve Canımızın için Hocamızla devam ediyoruz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Müjdeler aldım. Şimdi anlatacağım. Şeyh Bahaddin Efendi bizim çocuklar şimdi sohbet ediyor yukarıda. Biraz sonra yanına yine çıkacağım. Şeyhimiz demiş ki; tedavi edeceğiz işte seni demişler. Hastaneye götüreceğiz. Hepimizi diyor bir kenara itti diyor. Hiç birimizi kabul etmedi diyor. Yani mümkün değil kabul etmedi diyor. “Şifa benim Adnan oğlumdan gelecek” demiş, inşaAllah. Bir tek Hocam sizi kabul etti, diyor. Bu şekilde söyledi diyor. Aynen sizin dediği gibi de oldu maşaAllah, diyor. Acayip diriymiş, çok iyiymiş maşaAllah. Bir tek şu serum işinden hoşlanmıyormuş. Ama onu da çıkaracağız inşaAllah Allah’ın izniyle. Onun da hikmetini öğrendim. Mübarek sürekli abdestliymiş, sürekli abdestliymiş. Onun için fazla su içmek istemiyormuş. Ben dedim elinden, ayağından öpüyorum Şeyhimin. Benim sözümü söyleyin, o yapar dedim. Bol su içsin dedim, inşaAllah. Kolesterolü çok iyi. MaşaAllah. Ben dedim ya; uydurma yemekler yemesin. Kıbrıs yemekleri yiyormuş başka yemek yemiyormuş. Şimdi inşaAllah güzel şamfıstığı ezmesi de getirtiyorum. Dut pekmeziyle karıştırıp onla beraber. Bir de demir hindi şerbeti, Osmanlı şerbetine dayanamaz Şeyhimiz, maşaAllah, inşaAllah. Bol miktarda demir hindi şerbeti gönderiyoruz, inşaAllah. Hiç kabul etmiyormuş başka türlü. “Adnan oğlumdan” diyormuş. Demiş ki; “Adnan Hocama söyle. Allah güzeldir, güzel olanı sever” demiş. “Adnan oğluma söyle” demiş. “Hem kendisi çok güzel, Allah da onu çok seviyor” demiş inşaAllah. “Allah güzeli sever” demiş inşaAllah. “O hizmet yapıyor öyle” demiş. Karınca hikayesini anlatmış. “Hz. İbrahim (a.s)’ın karınca ağzına bir damla su aldı” demiş. “Ateşi söndürmeye gidiyor” demiş. Demişler ki “Nasıl söndüreceksin?” “Rabbim isterse söndürür” demiş. “Allah o bir damla suyla ateşi söndürecek” demiş. Yani “Adnan Hoca bir karınca gibi Hz. İbrahim (a.s)’ın ateşini söndürmeye giden bir karınca gibi” demiş. “Bir damla ağzında su var ama Allah o Nemrut’un ateşini söndürecek onunla” demiş. MaşaAllah, Ehamdülillah. “İnsanların tahmin edebileceği gibi değil” demiş. Bunu hasseten söylememi söyledi. Bahaddin Efendi aynı Şeyhimiz. Acayip tatlı, acayip güzel maşaAllah. “Hocam, malum hanımlar seni çok seviyorlar” dedi. Herkes Kıbrıs’ta da öyleymiş, maşaAllah. Hanımı da hep çok üzülüyormuş, hep ağlaşıyorlarmış. Bu şeyden sonra Hocamız’ın hasseten elini öp demiş. Defalarca elimden öpüyor, maşaAllah. Kurtulmaya çalıştım ama mümkünü yok. Şeyh Bahaddin Efendi böyle prenslerle, krallarla görüşen bir insan, Şeyhimiz’in ana vekillerinden biri diyebilirim. Çok önemli konumu. Yani bütün bu Ortadoğu’daki bakanlar, işte başbakanlar hep onlarla görüşen kişi. Bayağı kültürlü, çok görgülü, çok klas bir insan. Ama Şeyhimiz’e benzemesi çok hoş maşaAllah. “Herkes bir tarafa” demiş. “Adnan oğlum bir tarafa” demiş. “Şifa onun vesilesiyle gelecek inşaAllah” demiş. “Hocam sizden sonra bambaşka bir şey oldu, maşaAllah” diyor. “Acayip açıldı. Biz ağlaşıyorduk neşe geldi elhamdülillah” diyor. MaşaAllah. Rahat konuşuyormuş artık mesela eskiden bir kaç kelime konuşunca çok yoruluyormuş. Ciğerleri tamamen açılmış, maşaAllah. Bayağı ferahlamış. Başka da bayağı güzel şeyler anlattı Hocamız, Şeyhimiz. Ne kadar mütevazi insan. Ne güzel insan MaşaAllah bak tahsilli, görgülü, bütün dünyanın liderleriyle görüşen bir insan. Şeyhimiz’in aynı zamanda halifesi, Şeyhi ama dünya efendisi, neşesi çok güzel. Aynı Şeyh Hocam gibi. Mütevaziliği çok güzel. Canlılığı çok güzel. Hanımı da defalarca söylemiş. Hocamızın elinden öp diye. Acayip sevinmiş. Şeyhimizin böyle sıhhate, sağlığa kavuşmasına. Allah’ın izniyle Şeyhimiz 110 yaşına kadar yaşayacak dedim. En az inşaAllah. Allah daha da uzatsın ömrünü, inşaAllah. Böyle Kıbrıs yemeklerinden şimdi tespit ediyoruz, inşaAllah. Şeyhimize sürekli onlardan, inşaAllah. Ben söyledim mi Şeyhimiz yapıyormuş, maşaAllah. Size sevgisi bambaşka dedi. Çok fazla seviyor dedi maşaAllah ve Şeyhim bana çok güzel, antika çok şahane en beğendiği bir parçayı göndermiş, antika. Küçük bir testi, ufak bir su testisi. Vazo olarak kullanılabilecek bir şey.
VTR
ADNAN OKTAR: Şeyhimiz’in en beğendiği, koleksiyonundan en beğendiği parçaymış, maşaAllah. Kendi eliyle almış. “Bunu Adnan oğluma götür” demiş, maşaAllah. Çok nadide, çok güzel bir parça, maşaAllah. En beğendiği de buymuş, en sevdiği, maşaAllah. Canım benim, maşaAllah, elhamdülillah. Çok çok güzel, maşaAllah, elhamdülillah.
Allah razı olsun Şeyhimiz’den, elhamdülillah. Tekrar ben kardeşlerimizden rica ediyorum, istirham ediyorum, dua etsinler Şeyhimiz’e. Bayağı iyi oldu, maşaAllah. Münafıklar çatlasın. Müşrikat çatlasın. Müminler de sevinsin, maşaAllah.
"Selamun Aleykum." Aleykum Selam. "Ruhumuzu aydınlatan güneşimiz. Her zaman ki gibi yine çok çok yakışıklısınız ve çok karizmatiksiniz. Sizi sevmemek mümkün değil nur yüzlüm. Her yaptığınız şey ayrı bir harika. Gönlümüzü hep fethediyorsunuz. Sizi çok seviyoruz. Birtanemizsiniz. Sefaköy burada, inşaAllah." Semra ve Şeyda. "Güzel yüzlüm." demiş. MaşaAllah.
28 Şubat ile ilgili Mehmet Ali Birand bir belgesel hazırlamış. Tamam, bakarız.
Alparslan Özakıncı, “Selamun Aleykum Hocam.” Aleykum Selam. “İnsan maymundan geldi diye iddia edenlere Kuran’ı Kerim’i tavsiye edin, okusun. 1430 senelik kitabımız Kuran’ı Kerim’imizde alemleri hiç yoktan yaratan Rabbimiz’in bir grup insanı cezalandırıp, ileri nesillere ibret olması için maymuna ve domuza dönüştürdüğü yazılıdır. Saygılar.” Ama yine bilimsel olarak anlatalım. Çünkü Kuran’ı zaten kabul etmiyor adam . Kuran’ı kabul etmeyince, o ondan etkilenmez. Onun anlayacağı bilim ve felsefedir. Biz de bilimle, felsefeyle o hatalarını gideriyoruz. Bediüzzaman da zaten “ahir zamanda” diyor, fennin “fünunun hakim olduğu ahir zamanda, fen ve felsefeyle deccaliyete cevap verilecek” diyor, inşaAllah.
"Değerli Hocam, İstanbul'da kızlarımla internetten sizi izliyoruz. Türk İslam Birliği'ni istiyoruz. Hz. İsa (a.s) nasıl bir hanımefendiyle evlenecek. Çok merak ediyorum. Düğünü siz yapacağınız için bizi de davet edin lütfen. Allah'a emanet olun." Diyor, Gülçin Egemen. Yani yıkarım ortalığı. İsa Mesih (a.s)’a olağanüstü güzel bir hanım alacağım, olağanüstü güzel inşaAllah, maşaAllah.
"Selamun Aleykum canım Hocam. Sizi görünce kalbimizin atışı bile değişiyor. Sizi izliyoruz inşaAllah." Mersin'den yazmış bir hanım kardeşimiz.
"Hocam bir kamerada kapının gerisine koysanız da sizin o muhteşem heybetinizi içeri girerken de görebilsek." diyor. Yemek yerken, yatarken, uyurken naklen yayın. Olur olur, ileride olur inşaAllah.
"Selamun Aleykum Adnan Hocam. Sakarya'dan Emine kardeşiniz. Buradayız inşaAllah. Sizi seviyoruz. Lakin Hocam, etrafımdaki münafıklardan sizden bahsedince olumsuz sözler duyuyorum. Dua buyurun inşaAllah.” diyor. Münafık ne diyecek zaten? Münafık pislik yapar. Vazifesi onun zaten, kuş uçar, münafık pislik yapar.
Ali Kardaş "Rusya burada Hocam." demiş, inşaAllah.
Dilek Doğan "Dünyada cenneti yaşamama vesile olan, gönlümü güllerle dolduran, her günüme bir güneş gibi doğan canım Hocam. Buradayım." diyor. MaşaAllah Dilek Hanım.
Muharrem Boyun. Erhan "Buradayız canım, arslan Hocam."
MaşaAllah. Herkes burada. Yoklama şart.
"Ortaköy burada." diyor, MaşaAllah, kardeşimiz.
Bakü'den Hüdaverdiyeva Şahalale "MaşaAllah Hocam. 2008'den beri sizi izliyorum. Günden güne gücünüz, kudretiniz artıyor, maşaAllah. Size engel olmak isteyenlere, sayı bu kadar çok iken gücünüzün artması bir mucize. Bunu görürler mi? Hakikaten Allah münafıkların kalbini mühürlemiş. Kendileri de biliyor. Ama inatları yüzünden sizi tanımazdan gelirler. Her zaman sizinleyim. Her gün ölüm haberi, isyan haberi almak istemiyoruz artık. İslam dünyaya hakim olsun inşaAllah. Kurban olurum sizi Yaratan Rabbime. Allah'a emanet olun inşaAllah." diyor. MaşaAllah.
“Kadınlara itaat pişmanlıktır.” Yobaz uydurmaları. Bak, “kadınları Allah geride bıraktığı gibi sizde geride bırakın.” Her yerde geri bırakacaksın onların kafasına göre. Yürüyor göbeğini gere gere, eli bilmem neresinde, hanımlar arkada. Her şey olabilir, al yanına tertemiz, canın değil mi, ne güzel. Ne kadar tehlikeli, anormal bir hareket. Bu değer vermemek, aşağılamak, müşrik karakteridir. Müslüman böyle terbiyesizlik yapmaz. Hele böyle Resulullah (s.a.v.)’e iftira etmek çok büyük ahlaksızlıktır.
“Doksan dokuz kadında biri cennette, diğeri ise cehennemdedir.” Hepsi yani cehennemde diyor, neredeyse. Erkek, onlar cenneti dolduruyorlar onların fikrine göre. Kadın oldun mu cehennemde. Birbirinden acayip iftiralar. Aşağılamanın şekline bak. Haşa Peygamberimiz (s.a.v.)’e ithaf ederek. Bu kadar vicdansızlık, böyle bir zulüm olamaz yani. Ne kadar büyük iftira ve ne kadar büyük acımasızlık.
“Giyim kuşam hevesinden kadın, maymuna benzer. Fakir düşmeye razı olmadığından köpeğe benzer, kocasına ve diğer insanlara kibirinden yılana benzer. Gece gündüz kovuculuk yaptığından akrebe benzer, evden eşya sattığından eşeğe benzer, erkeklere hile kurduğundan tilkiye benzer, kocasına itaat ettiğinden dolayı da koyuna benzer.” İnanılır gibi değil, kadına ne kadar hakaret varsa dolu dolu kadına hakaret ediyor. Bunlar iğdiş, hayatı kaymış, sevgisiz, kafası donmuş, yobazları uydurması. Akıl almayacak bir ifade. Bunu kimlere söylüyorlar haşa, Hz. Ayşe’ye, Hz. Fatma’ya, Hz. Meryem’e, sahabe annelerimize. Çünkü istisna yok, hepsi böyledir diyor.
“Kadınların akılları ferc’dedir.” Yani ‘cinsel ilişkidedir’ diyor. Helaliyle olursa düşünür kadın, niye düşünmesin? Erkek de düşünür helaliyle olursa. Zaten Allah öyle yaratıyor. Suç mu bu? Ama helaliyle, inşaAllah.
“Aklı başında bir erkeğin aklını, sizin kadar çelebilen, aklı ve dini eksik sizin gibi başka varlık görmedim.” Demiş güya Peygamberimiz (s.a.v.) haşa. Yani akıllarına ne geliyorsa, yobaz takımı uydurmuş.
“Çok nankörlük eder kadınlar.” diyor.
“Bütün vücudu pislikle kaplı olsa kocasının, kadın hepsini yalasa” bak, ahlaksızlığa bak “yine de kocasının hakkını yerine getirememiş olur.” Diyor. O adamın özelliği neymiş ki öyle oluyormuş? Müslüman kadına söylenecek söz mü bu? Ne kadar büyük terbiyesizlik bu, vicdansızlık. İşte böyle beyinleri pişmiş, kavrulmuş tipler biz takvayız diye, kafalarına bez sarıp ortaya çıkıyorlar. Yahut gazlı bez diyelim.
Bir de yobazlar da öyle iğrenç uydurma hadisler vardır ki, ben şimdi burada söylemiyorum. Akıl almaz pislik herifler, çıkıyorlar televizyon kanallarına bunu anlatıyorlar. Ama bu çok vahim olduğu için mecburen anlatıyorum.
“Kocanın vücudu irinle kaplı dahi olsa, karısı onu yalayarak temizlese yine de kocasının hakkını ödemiş olmaz.” Yani o çocukcağıza ekmek verdiği için, yiyecek verdiği için, elbise aldığı için bunu yapması gerekiyormuş. Ahlaksız herifler bunun zeminini hazırlıyorlar, bu pisliğinin . Böyle sapıklıkları da var ki demek ki bu alçakların, bak bu hadiste var diyecek. Ahlaksızca o mazlum kadınlara, tertemiz varlıklara yaptırtıyorlar demek ki.
"Buradayım ballar balım, sultanlar sultanım, mis kokulum. Buradayım canım. Seni ne kadar sevdiğimi düşündüm. Çok samimisin, çok yakışıklısın, çok ince düşüncelisin, çok çekicisin, çok ama çok espirilisin, çok kalitelisin, çok çok temizsin. Elhamdülillah. Bu liste bu kadar uzar ki saymaya kalksam. Sizi böyle sevmek çok üstün bir şeref. Allah nasip etti. Bu arada sakalların dünyanın en güzel sakalları bence. Canımsın canım Hocam." Bu köftenin arada sırada ben yazısını görüyorum. Bu sevimli gelsin de görüşelim, tanışalım onunla.
"Almanya burada. Hocam, Avrupa'da kriz ne kadar sürecek? Daha sürecekse memlekete gelmeyelim." diyor. Ertan Karaoğlu.
Peygamberimiz (s.a.v.) Mekke'de Ukas Panayırında geziyordu. Kadınların göğüsleri açıktı, tamamen açıktı. Onlara da tebliğ yapıyordu. Sırf çamaşırla gezen hanımlar vardı. Onlara da tebliğ yapıyordu. Ukas Panayırında herkes var. Kapalı Hristiyan kadınlar vardı. Onlara da tebliğ yapıyordu. Çarşafla gezen Hristiyan kadınlar da vardı. Yarı açık kadınlar vardı. Onlara da tebliğ yapıyordu. Herkese de tebliğ yapıyordu. Tebliğ yapmadığı bir kimse yoktu. Yani o devri bunlar anlamıyorlar. Mekke döneminden haberleri yok onların. Kadınların büyük bir bölümü direkt göğüsleri açık geziyordu. Hatta çırılçıplak gezenler vardı. Ayet onun için iniyor zaten. Üstlerini örtüttürüyor Cenab-ı Allah. Çoğu da sadece altında bir kıyafet var, üstünde usulen bir şey var. O şekilde geziyorlar. Bu bilinir zaten. Tarihi bir gerçektir. Bir tek Mekke'de değil bütün dünyada öyleydi o kıta, Afrika falan. Sıcak ortam. O şekilde geziyorlardı. Dün de Mehmet Talu Hocam söyledi. Erkekler de öyle. Adamlar üstüne bir şey sarıyor yani usulen bir şey. Edep yerini usulen kapatacak bir şey. Bir kısmı daha da berbat halde. Yani o dönem sizin tahmin ettiğiniz gibi değil. Yani o arkadaşı kastediyorum. Bak o devrin tarihini incele, o zaman öğrenirsin. O zannediyor ki, herkes tesettürlü, dikkatli. Öyle bir ortam yok, inşaAllah.
"Kutlu bahar müjdelerin habercisi canım Hocam. Bu gün müjdelere ilave yeni müjdelerle geldiniz. Şeyh Nazım Efendimiz'in size olan hasret ve sevgi dolu ifadeleri yüreğimizi coşturdu. MaşaAllah, Elhamdülillah. Evet, canım Hocam. Dünyalar bir tarafa, siz bir tarafa inşaAllah."Ama çok acayip. "Hepimizi bir tarafa aldı" diyor. "Siz bir tarafasınız, Adnan oğlum bir tarafa dedi." Diyor. "Adnan oğlumdan inşaAllah şifa vesile olacak." Demiş. "Şeyh Bahaddin Efendi'nin size olan saygısı, defalarca elinizi öpmesi. Allah'ım elimizden daha geriye bir şey kaldı mı canım Hocam? Bunlar ne mutlu ve kutlu günler inşaAllah. Sizi çok seviyoruz." Diyor.
O kadar mütevazi insan ki. Mesela çok insan o tevazuya hayretler içinde kalıyor. "Hocam" Dedi. Bir kere söz vermiş hanımına. "Elinizi öpeceğim." Dedi. Her hareketimde elimi öpmeye kalkıyor. MaşaAllah. O kadar mütevazi, maşaAllah. Acayip sevgi dolu, çok coşkulu. Çok güzel hizmet yapıyor Şeyh Bahaddin Efendi. Ama aynı Şeyhimiz gibi acayip yakışıklı acayip, maşaAllah. Çok klas görünüşü. Avrupai de aynı zamanda. Konuşma, üslup çok görgüsü, çok kaliteli inşaAllah. Zaten sürekli değil mi, Burunei Sultanıyla görüşüyor, diğer sultanlarla görüşüyor, onlarla konuşuyor. Sosyal yönü çok güçlü, inşaAllah.
"Adnan Hoca'nın hizmetini siz belki dar planda görüyorsunuz ama Hz. İbrahim (a.s)'a su götüren karınca gibi. Allah o bir damla suyla Nemrut'un ateşini söndürür." demiş, inşaAllah, maşaAllah. "Allah güzel. Güzeli sever demiş. Benim oğlum da çok güzel." Demiş, maşaAllah. Yani "Huyu da güzel, kendi de güzel." demiş, maşaAllah. Benim de böyle güzeli sevmemden çok memnunmuş, maşaAllah, inşaAllah.
Bu çocukların mutlu olması o kadar hoşuma gidiyor ki. Benim canlarıma burada yazık. Hepsini tenzih ederim de mesela küçük bir oda da yaşatıyorlar, rahat etmiyorlar. Götürüyorlarmış ajansa, bazı ajansları kastediyorum. Saatlerce bekletiyorlarmış çocukları aç, susuz. Genç kız değil mi, her yerde sevgi, şefkat ister, korunup kollanmak ister. Yemelerine, içmelerine dikkat eder. Çiçek gibi bunlar. Çok özen göstertilmesi lazım. Sevgi bir, bakım iki. Solar, gider. Allah esirgesin.
VTR
DAMLA HANIM: Hocamızın güzel sohbetine Ebru, Ceylan, Olga ve diğer Olga'yla devam ediyoruz ve Hocamız'la.
ADNAN OKTAR: "Hocam, geçen gün" diyor, birisinden bahsediyor "ne zaman reytingi düşse sizi gündeme getiriyor." diyor. Hayır olur. Yani lehte veya aleyhte her türlü gündeme gelmek İslam'a, Kuran’a hizmettir. Yani aleyhte olsa yine merak getirir, doğruyu öğrenmelerini sağlar. Lehte olursa yine aynı etkiyi yapar. Yani ikisinin bir farkı yoktur, inşaAllah. Ama aleyhte daha caziptir, daha etkili olur yani. Genelde insanlar ondan daha etkilenirler, daha araştırmacı olurlar, daha psikolojik etkisi güzel olur, inşaAllah.
"Hocam, bir insan ancak sizin kadar çekici, karizmatik ve etkileyici olabilir. Sizi o kadar çok seviyorum ki, elimden gelse ekrandan içeri girip boynunuza atlayacağım." diyor, inşaAllah. "Sizi çok ama çok seviyorum bir tanecik Hocam" diyor, bir hanım kardeşimiz.
"Selam." Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. "Gözümün, gönlümün nuru canım Hocam. Ben sizi bir buçuk seneden beri izliyorum. Sizi ilk gördüğüm de yaşınızı öğrendim ve inanamadım. Hayretle sizin güzelliğinizden ve heybetinizden büyülendim. Sizi dinlemeye başladığım da size olan sevgim, muhabbetim çığ gibi büyümeye başladı ve artık anladım ki herkes bir tarafa siz bir tarafasınız güzel yüzlü Hocam. Sizi çok seviyoruz.” diyor. Yine bir hanım kardeşimiz yazmış.
"Ben daha önce de mail yollamıştım. Adnan Hocam'ı sürekli takip ediyorum. Allah'ın ilimlerini de bize güzel aktarıyor. Ben Hristiyan’dım. İslam'a çok yakınlaştım. Pek yakında İslam'a katılacağım. Hocam'dan Allah razı olsun. Ben yakın bir zaman da kitap okudum. Bu kitapta çok önemli bilgiler var. Acaba Adnan Hocam bu kitabı okudu mu?”
“Ben daha önce de mail yollamıştım. Adnan Hocam’ı sürekli takip ediyorum. Allah’ın ilimlerini bize de güzel aktarıyor. Ben Hıristiyan’dım. İslam’a çok yakınlaştım. Pek yakında İslam’a katılacağım. Hocam’dan Allah razı olsun. Ben yakın zamanda bir kitap okudum. Bu kitapta çok önemli bilgiler var. Acaba Adnan Hocam bu kitabı okudu mu? Hocamız’ın bizlere aktarmasıyla, bu kitabı yayınlayanları birleştirerek uygulamamıza devam edelim mi? Yazılanları birleştirerek uygulamamıza devam edelim mi? Hayırlı günler.” Tamam bu kitabı alalım, bakalım. Biliyorsunuz bunu değil mi?
“Hocam sizi dinleyip içimi bir duygusallık sardı.” diyor. Şevval yazmış. “Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili yazdığım bir şiiri göndermek istedim. Okursanız çok sevinirim. Sizin güzel sesinizden duymak çok gurur verici olur.
“Doğu-batı, güney - kuzey yönlere
Gelmiş geçmiş bütün ilahi dinlere
İnsanlara meleklere cinlere
Kâbe’den yükselen” güzel bir tebliğsin diyelim Hz. Mehdi (a.s).
“Hakikati inkâr eden dinsizler
Ayet bilmez, hadis bilmez densizler
Allah düşmanlarına karşı gayret etmeyen, mücadele etmeyenler” yobazlara yönelik bir şeyler söylemiş. İşte Hz. Mehdi (a.s)’ın da onları etkisiz hale getireceğini anlatıyor şiirinde. Uzun, güzel bir şiir var, maşaAllah.
Enes Resmi: “Programınızı büyük bir dikkatle izliyorum. Hem sizi hem de Sultanımız Şeyh Nazım Kıbrıs-i Hazretleri’ni çok ama çok seviyoruz. Sizin o ilminizden, Allah bizi mahrum etmesin.” diyor kardeşimiz, maşaAllah. Hocam buyurun.
DAMLA HANIM: İnşaAllah Hocam. Hocam Afganistan’daki Amerikalı askerlerin, aralarında Kur’an-ı Kerim’in de bulunduğu dinî kitapları yakarak imha etmesi üzerine; askerleri bu konuda eğitime alma kararı alınmış. Tüm askerler dinî kitapların anlamı, saklanması, nasıl tanınacağı gibi konularda kapsamlı şekilde eğitilecekmiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Kardeşim orada yobazları görünce acayip nevirleri dönüyor, müthiş bir öfke kaplıyor. Bizim yobazların daha gelişmişleri orada var. Daha kapsamlı olanları var. Kadın düşmanı. Bu söylediğim var ya, onlar daha da katmerlilerini anlatıyorlar. Kadınlardan nefret eden tipler. Kadınlara, cehenneme çeviriyorlar dünyayı. Acayip ızdırap veriyorlar. Tam havyan gibi, leş gibi de kokuyorlar. Hep asma, kesme, biçme, nefret; işte Hıristiyanları keselim, Musevileri keselim, Şiileri keselim, Vahabileri keselim, böyle psikopat bir ruh var. Amerikan askerleri de onları görünce, korkunç bir nefret onları kaplıyor. Onlar da cahil tabii. Bu sefer Kuran’da bir şey var zannediyorlar. Kuran’a saldırıyorlar. Onun için eğitim alma durumunda oluyorlar. Bu yobazlar çok müthiş pislik tiplerdir. Baş belasıdır. Yani, İslam ahlakının dünyaya hâkimiyetini engelleyen, şeytanın en önemli gücü onlardır. Darwinistler, materyalistler ikinci dereceden gelir. Asıl onlardır. Mesela hiçbir yobaz Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkmasını istemez. Hiçbiri. İttihad-ı İslam’ı da istemezler. Çünkü onlar kendi sisteminin devam etmesini ister. İttihad-ı İslam olursa adam, o enaniyetini, o azametini, o yaptığı artistik tavırları yapamayacak. Onun için şiddetle kaçınır. Usulen istiyormuş gibi gösterirler.
Her gelen sevinçli dönüyor maşaAllah. kitap hediye ediyorum. Bir de benim gofret hediyelerim falan da oluyor. Yolda küçük tavşan gibi kıtır kıtır onları yiyerek. Bunlar çok şeker kız çocukları. Çok tatlılar yani. Çok sevecen. Her yerde koruyup, kollayan bir üslup içinde olmak lazım. O canlarımız mesela çalışmak istiyorlar. Biraz harçlık kazanmak istiyorlar. Çocuklara eziyet etmek, incitici söz söylemek çok büyük zulüm olur. Onların gönlünü yapacak şekilde tavır göstermek, sağlıklarına, sıhhatlerine çok dikkat etmek, o vicdanın şefkatin bir gereğidir. Onların mutlu olması bir ibadet olmuş olur. Onları üzmek, müteessir etmek, sağlıklarına zarar verecek bir şey olmaz. İffetlerine, onurlarına, haysiyetlerine zarar getirmek, sevinçlerine, neşelerine zarar getirmek zulüm olur, inşaAllah. Huzurlu, güzel hayat yaşamaları için, herkesin elinden geleni göstermesi lazım. Allah onları bize çiçek gibi, emanet olarak veriyor. Nasıl çiçekler bize emanet ediliyor, titiz oluyoruz, bahçelerde çiçek oluyor değil mi? Aman diyoruz ezmeyelim. Aman dikkat edelim. Hatta korumak için her şeye dikkat ediliyor. Çiçekten daha titiz olacağız bu sevimlilere. Allah özel olarak onları süslüyor. Böyle güzellik olsun diye dünyaya yaratıyor. Kelebekleri, kuşları nasıl böyle, çiçekleri yaratıyor, dünyayı güzelleştiriyor. En güzel süs dünyada kadındır. Öbürleri çok çok arkadan gelirler. Onun için, o nimete çok titiz saygı göstermek gerekir.
ALTUĞ BERKER: Değerli Hocamız’ın sohbetine Sayın misafirimiz, Şeyh Nazım Hazretleri’nin oğlu Şeyh Bahaddin Efendi’nin katılımıyla devam ediyoruz. Hoş geldiniz.
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: Selamun Aleykum.
ALTUĞ BERKER: Aleykum Selam.
ADNAN OKTAR: Nasıl Şeyhimiz’e nuru benziyor.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah Hocam, evet.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah. Gördüm mü içimi bir inşirah, ferahlık kapladı maşaAllah. Şeyhimiz’den bize çok güzel, müjdeli haberler getirdi Şeyh Bahaddin Efendi Hocamız maşaAllah, Şeyhimiz. Bize Hocam, Şeyhimiz’in son hâlini bir anlatın. Ümmeti Muhammed bir sevinsin. Bir duyalım sizin ağzınızdan.
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: Elhamdülillah. Biz size geldik, şeref bulduk.
ADNAN OKTAR: Allah razı olsun. Biz de şeref bulduk.
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: Bizi kabul ettiniz. Her şey için de teşekkür etmek istiyorum.
ADNAN OKTAR: Allah razı olsun.
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: Allah öyle bir nasip etti ki siz de bu hizmette en büyük katkıyı yaptınız maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Estağfirullah. Biz vesile olduk. Biz Hocamız’ın kölesiyiz Şeyhimiz.
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: Estağfirullah. Elhamdülillah. Hepimiz kölesiyiz.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: Şeyh Baba hakikaten çok iyi olduğunu, çok rahatlıkla söyleyebilirim.
ADNAN OKTAR: Elhamdülillah.
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: Ve Kıbrıs dışına çıktığıma göre anlaşılmıştır ki çok çok iyi olmuştur Şeyh Babamız, Elhamdülillah. Ondan da bir şüphemiz yok çok şükür. İlk ağızdan da Sayın Adnan Hocamız’a istedim söyleyeyim. Onun için hem de teşekkür için hem de bu müjdeyi kendim vermek istedim. Burada da ilan ediyoruz.
ADNAN OKTAR: Allah razı olsun. Elhamdülillah. Bütün ümmeti Muhammed, bütün kardeşlerimiz, herkes birbirine haber versin; Şeyhimiz’e dua. Canımız Şeyhimiz’e Allah ömrünü uzun uzun, daha da uzatsın maşaAllah. Hz. Mehdi (a.s)’ın ve Hz. İsa (a.s)’ın, Şeyhimiz’in elini öptüğünü görmeyi nasip etsin.
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: Amin, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Canım Şeyhim maşaAllah. Bu güzel hediyesini de gösterdim demin. Acayip güzel maşaAllah. Çok nadide bir parça. MaşaAllah çok çok güzel. Şeyhimiz’e tekrar teşekkür ediyorum maşaAllah.
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: kendi elinle dedi ki bunu Adnan Hocam’a gönder. O şekilde getirdik. “İnşaAllah beğenir” dedi.
ADNAN OKTAR: Estağfirullah. Ne kadar güzel. Onun ruhundaki güzelliği yansıtan bir güzellikte MaşaAllah. Çok nadide, çok çok kaliteli, güzel bir parça, MaşaAllah. Çok teşekkür ediyorum. Şeyhimiz’in himmeti bizim için çok önemli inşaAllah. Duası çok önemli. Hep onun manevi himmeti içerisinde olduk elhamdülillah. Allah hiç eksik etmesin. O dünya tatlısı, Kutbul Aktab Elhamdülillah. Dünyada başka yok. Olsa biliriz, inşaAllah. Allah iyilik, güzellik, afiyet, bereket versin. Neşesinin yerine gelmiş olduğunu birçok kanaldan duydum. Oktar sen de sık sık gidip kontrol et.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Yine doktor beylerden de istirham ederiz Şeyhimiz’i ara ara kontrol ederek, maşaAllah o pehlivan gibi yapısıyla yine inim inim inletecek, inşaAllah. Allah razı olsun. Şeyhimiz’in güzel sözleri olmuş. Ben yine sizden de duymak isterim. Bu karıncayla ilgili bir şey söylemiş.
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: Şimdi Şeyh Baba diyor ki: “Hz. İbrahim’in yangına atıldığı zaman bütün her şey ayağı kalkmış. Bir de karınca ağzında bir su, küçücük bir su. O suyla, o yangını söndürebilir miydi acaba?” dedi. “Evet söndürürdü. KudretuAllah ile söndürürdü onu.” Dedi
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: “Onun için şimdi herkesin bir hizmeti, o karıncanın hizmeti kadar olsa bile KudretuAllah ile çok çok büyük bir hizmet olur. Ve o yangın değil dünya yangınını dahi söndürebilir.” MaşaAllah, sizin hizmetiniz de o karınca hizmeti değil kesinlikle ama biz kendimize diyoruz karınca. Zatı aliniz maşaAllah büyük bir hizmet ve mücadele ve büyük çok çok insanların kalbine girmişsiniz. Çok çok insanların ruhaniyetlerine hitap etmişsiniz ki Şeyh Baba sizi bayağı takdir ediyor ve destekliyor manevi şekilde. Gayet medet son haddinde geliyor size. Yani böyle hiç kesilmeyen.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Canım Şeyhim benim. MaşaAllah o dünya tatlısı .
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: Akü enerjisi değil kesinlikle. Rabbani enerji.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah. Dünya tatlısı. Dünyanın her tarafına yayılıyor onun vesilesiyle inşaAllah. Ben onun sözlerini, mübareğin, o canım Şeyhimiz’in sözlerini sizden dinledim ki çünkü tarihi onlar. Çok güzel sözler. Her sözünü raptediyoruz. Onun için ben mükerreren tekrar ediyorum, inşaAllah. Güzellikle ilgili bir şey söylemiş bir de.
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: Dedi ki “Hocam bu hususi. Adnan Hocam’a söyleyiniz bunu. …” yani “Allah Zülcelal, cemil.” Cemil dediği güzel. “Ve güzeli sever. Onun için Hocam’a da bu mesajımı söyleyin” dedi. “O, yakışır ona” diyor. “Onun güzelliğine yakışır.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Canım benim maşaAllah. Allah neşesini, şevkini, sağlığını, sıhhatini kat kat artırsın, bizlere bağışlasın. Dünyanın neşesi o, dünyanın neşesi maşaAllah. Dünyanın süsü Şeyhimiz maşaAllah, elhamdülillah. Bir de bu sağlığıyla ilgili çok hoşuma gitti o. Hani demiş ya “benim oğlum.”
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: Şimdi şöyle bir mesele var. Yani biz her türlü imkana rağmen, her şeye rağmen bizi Şeyh Baba ekarte etti.
ADNAN OKTAR: Estağfirullah.
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: Bizi bir kenara çekti. Dedi ki siz oturun bir kenarda Adnan Hoca vazifeye girsin. Ve zatıaliniz bu vazifeyle maşaAllah en büyük vazifeyi, en büyük himmeti yaptınız.
ADNAN OKTAR: Estağfirullah.
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: Ama orda bir hizmet. Hiç kimseye bırakmadı, size verdi bunu.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: Bunu size nasip etti. Ben de bunun şahidiyim. Yani yaşadım. Şahidi değil, yaşayanıyım.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah, elhamdülillah.
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: yani bu sizin maşaAllah inanılmaz güzellik, inanılmaz bir hizmet, inanılmaz bir şey.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah. Şeyhimiz’in ağzından çıkan her kelime bizim için hayati olduğu için; ileriki nesillere de nakledilmesi gereken çok büyük müjdeler, güzellik olduğu için. Dünya o güzelliği bilsin diye inşaAllah sizin ağzınızdan mükerreren inşaAllah tekrar ettiriyorum ki, diyorum ki; münafıklar çatlasın, kafirat ve kafirun, münafikun ve münafikat, iblisun ve iblisat çatlasın. Müminlerin kalbine de inşirah, ferahlık, sevinç olsun, maşaAllah.
Canım Şeyhim, maşaAllah. Kıbrıs yemekleri diyorsunuz.
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: Çok seviyor. Kıbrıs’a bağlı. Onu değiştiremiyoruz bir türlü.
ADNAN OKTAR: Çok güzel.
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: Bizim bir Japonya maceramız vardı, onu da bir nakledeyim. Sene 2001. Büyük bir seyahat yaptık. Özbekistan, Malezya, Endonezya, Japonya, Pakistan, Sri Lanka ve geri dönmüştük. İki aylık bir seyahatimiz olmuştu. Dolayısıyla biz Tokyo’ya inmiştik. Tokyo’da bize hizmet eden Pakistanlı insanlar vardı, sevenleri vardı Şeyh Baba’nın. Her gün biryan yerdik, Çikintika yerdik, masalata. Bunların meşhur Hindistan yemekleri. Ben de dedim ki baba biz şimdi Japonya’ya geldik. Japon yemeği yiyelim bari. Memlekete gelmişiz bir değişik yiyelim. Pakistan yemeğini yiyeceğiz Pakistan’da dedim. “Hadi tamam senin hatırın olsun bir Japon yemeği yiyelim.” O zaman Toshiba şirketinin CEO’su dedi ki “Ben sizi davet ediyorum yemeğe.” Ve Japon yemeğine, tabii şimdi Japon sofrası kuruldu. Ekmek yok. Tabii bizim en çok alıştığımız ekmek. Gelen şeyler; pişmemiş balıklar, suşiler. O gün Şeyh Baba beni o kadar azarladı ki. “Ya oğlum” dedi “biz yemek yemeye geldik. Sen nereye getirdin? Ekmek yok çiğ balıkları koymuşlar önümüze.” O günden beri ben dedim artık hiç Japon yemeği istemiyoruz. Böyle bir maceramız olmuştu. Onun için Şeyh Baba öyle Kıbrıs damağından kaçamıyor yani.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Tamam, Şeyhimiz’in evladı olarak çok güzel bir şey ama ismiyle verin.
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: Estağfirullah bizim şeyhlik yok. Biz sadece köle.
ADNAN OKTAR: Hepimiz kölesiyiz maşaAllah. Tevazuunuz o sizin maşaAllah. Allah razı olsun. MaşaAllah, maşaAllah, maşaAllah. Şeyhimiz’in sohbetleri o kadar tatlı ki. Mesela ben sizdeki o ruhaniyetten gördüm. Hemen kalbimize bir ferahlık, hemen bir neşe geldi. Çok benziyorsunuz maşaAllah. O seyyidlerin, şeriflerin yakışıklılığı üstünüze tam olmuş. Çünkü maşaAllah hem seyidî, hem şerifîsiniz maşaAllah, elhamdülillah. Çok mübarek bir soy elhamdülillah. Allah ceddimize böyle bir güzellik vermiş maşaAllah.
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: Bu sizin bereketiniz.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, estağfirullah. Biz vesile oluyoruz inşaAllah. Allah Şeyhimiz’e sağlık, sıhhat, afiyet, güzellik, içindeki o coşkun muhabbeti de daima muhafaza etsin, bizlere bağışlasın. Tekrar tekrar duada fayda var. Her namazda kardeşlerimiz dua etsinler. Bir kere dua değil de, beş vakit namazlarında Şeyhimiz’e dua etsinler. Şeytanın ve şerillerin, zalimlerin adamlarından da Cenab-ı Allah Şeyhimiz’i muhafaza ve mahfuz buyursun inşaAllah. Şeyhimiz’e şimdi demirhindi şerbeti, Osmanlı bakın nasıl içiyor göreceksiniz inşaAllah.
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: Şeyhimiz Osmanlı zaten.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Has Osmanlı maşaAllah. Osmanlı hayranı o kadar hoşuma gidiyor ki o yönü. Elhamdülilah, maşaAllah. O, bize o yönüyle de güzelliğini sunuyor. Kıbrıs’ın süsü, Kıbrıs’ın bereketi, Kıbrıs’ın güzelliği. Cumhurbaşkanı ziyaretine gelmiş. Acayip şakacı, acayip tatlı. Şimdi diyor ki: “Şeyhim sizin hasta olduğunuz söylendi” onun meşhur bir sözü var. Onu söyledikten sonra kalkıyor, oynamaya başlıyor. “Kim söyledi onu” diyor. Cumhurbaşkanının çok hoşuna gidiyor, maşaAllah, maşaAllah. Bütün sevenlerine selam ediyoruz. Allah hepsinin kalbine ferahlık, neşe versin. Güzeller güzeli sultanımızın, o süs olma halini, o güzellik halini Allah daim buyursun. Sizlere de bereket versin. İyilik, güzellik versin ailenize, iyalinize , şerefli güzel insanlara; bereket, bolluk, hayırlı, uzun ömür nasip etsin inşaAllah. MaşaAllah Şeyhimiz’in üslubu acayip hoşuma gidiyor. Her sözü çok önemli. Onun için ben hepsini böyle muhafaza ediyorum. Mesela çok güzel bir benzetme “karınca küçük bir su damlasını götürüyor ama” diyor değil mi?
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: Evet.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.“O, firavun ateşini söndürür” diyor inşaAllah. Hocamız’ın hareketi de küçük ama çok etkili olacak demiş maşaAllah, elhamdülilah.
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: Kudretullah olduktan sonra zerre bile neler yapar.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Nemrut’un ateşini de söndürür, küfür ateşini de söndürür inşaAllah. Hepimiz vesile oluyoruz. Allah razı olsun. Sizlerin de güzel gayretlerinizi duyuyoruz elhamdülillah. Özellikle böyle devlet büyüklerine, krallara, Bruneu Sultanına dahi değerli bilinen kardeşlerimize, bütün Müslümanlar değerli de, onlar da tabii baş oldukları için önemli. Çok bereketli, çok hayırlı, güzel hizmetler. Çok klâssınız maşaAllah.
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: Estağfirullah.
ADNAN OKTAR: Hem kaliteli, hem yakışıklı maşaAllah.
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: Estağfirullah sizin güzelliğiniz.
ADNAN OKTAR: Konuşkanlığınız güzel. çok hoş sohbetsiniz. Şeyhimiz’in o güzel özelliği üstünüze geçmiş. Hoş sohbetliğiniz mükemmel, acayip sevindim. Çok nüktedan, aynı Şeyhimiz gibi MaşaAllah. Çok akıcı, neşeli çok güzel konuşuyorsunuz. Bulunduğu mekânı bir anda nurlandırıyor maşaAllah.
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: Estağfirullah.
ADNAN OKTAR: Allah bereket, bolluk, iyilik, sağlık, sıhhat versin. İnşaAllah bizleri şaşırtmasın. Doğru yoldan ayırmasın. Deccaliyetin, tuyanın mağlubiyetini Allah, Şeyhimiz’e de göstersin, bizlere de göstersin. Hz. Mehdi (a.s)’a kavuştursun. İsa Mesih (a.s)’a da kavuştursun. İnşaAllah en büyük isteklerimden birisi; İsa Mesih (a.s)’ın ve Hz. Mehdi (a.s)’ın, yan yana ikisi birden Şeyhimiz’in elinden öpmeleri. Peş peşe ve sarılıp böyle güzelce sakallarını okşamaları. Canım benim, bak “1940’tan beri bekliyorum” diyor. Cenab-ı Allah nasip etsin. Allah’a yalvarıyoruz, inşaAllah. O güzel nimeti ona nasip etsin. Bak ben ayrıca Hz. Mehdi (a.s)’ı görmedi, İsa Mesih (a.s)’ı görmedi demiyorum. Orası hiç belli olmaz. O, üçlerin, yedilerin, kırkların başı. Evliyanın başı. Yani onun görmediği, duymadığı, konuşmadığı bir ortam olmaz. Anlayan anlar dediğimi. Ama bir de ben görmek istiyorum. Gözümle görmek istiyorum, o. Allah nasip etsin.
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: Siz de görmüşsünüzdür.
ADNAN OKTAR: Estağfirullah. İnşaAllah, inşaAllah. Dua edelim inşaAllah o şekilde olalım. Allah razı olsun. Şeyhim bize bir emriniz var mı?
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: Estağfirullah. Bizim hassaten teşekkür etmek için buradayım, zatı-alinize.
ADNAN OKTAR: Estağfirullah.
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: Ve ekip arkadaşlarınıza. MaşaAllah yani sizin Şeyh Baba’yı bu kadar sevindiren insanlar oldunuz. Bu kadar bizi sevindiren insanlar oldunuz ki. Biz bir şekilde uyandık yani. Ondan benim bugün sizinle, gelip bir elinizi öpmek istedim. Sizin hayır duanızı almak istedim.
ADNAN OKTAR: Estağfirullah, estağfirullah.
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: Bu güzel sohbetinizi ve bu güzel oturmayı sizinle, arzu ettim. Allah’a şükür bugün de kısmetti, nasipti ve ben bu münasebetle Allah’a şükrediyorum ve iki rekat şükür namazı kılacağım, bu mesele için.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah, elhamdülillah.
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: Bir de Şeyh Baba’nın hasta yattığı gün bana söylememi istediği bir güzel bir şey isterim. Güzel bir sesle söylemek istiyorum onu, Şeyh Baba’nın öğrettiği. Ve dedi ki benim sesim Davudî bir sese sahip olduğumdan dolayı sen söyle dedi bunu.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: Bunu da inşaAllah herkes namesini ve sözlerini ezberlerse çok ferahlatıcı ve çok rahatlatıcı bir zikirdir.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Buyurun sultanım, buyurun.
Şeyh Bahaddin Efendi ilahi söylüyor.
Subhanım Allah, Sultanım Allah, Nebim Muhammed Aleyhisselam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Hocam sesiniz bir kere muhteşem. Hz. Davud’un sesi gibi ama nağmeler muhteşem.
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: Nağmeleri de Şeyh Baba dedi bu şekilde yap diye. Yani nağmeler de onun nağmesidir. Sözler de onun zikridir.
ADNAN OKTAR: Ah benim canım, ah. MaşaAllah, elhamdülillah.
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: “Bir sıkıntı olduğu zaman, bir şey olduğu zaman onu söyleyin, korkmayın” dedi.
ADNAN OKTAR: Elhamdülillah, elhamdülillah.
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: Bütün gün böyle söylerseniz olur.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah ne güzel imanı, ne güzel coşkusu. O en ağır hastalığında, kardeşim ağzını açamayacak halde olur insan. Allah Allah. Allah’tan bahsediyor hemen ayağı kalkıyor. Resulullah (s.a.v)’den bahsediyor hemen ayağı kalkıyor. Yani o halde nasıl coşkuyla Allah’tan, dinden imandan bahsediyor. Ne güzel imtihan bu. Ne güzel mümin. Ne kadar derinlik bu, maşaAllah, elhamdülillah. Ne güzel Allah sevgisi, ne güzel Resulullah (s.a.v) sevgisi. Ne güzel Hz. Mehdi (a.s) sevgisi, ne kadar güzel Hz. İsa Mesih (a.s) sevgisi. Dünyanın kutbu, elhamdülillah. Canımız sultanımızı Allah bize bağışladığı için, Allah’a hamd ediyoruz. Kardeşlerimiz de sağlığı, sıhhatinden dolayı bir şükür namazı kılsınlar. İki rekat, Allah bize bağışladığı için. Çünkü bu büyük bir sevinç maşaAllah. Baya zindeymiş elhamdülillah, maşaAllah. Allah sizden de razı olsun. Lütfettiniz, şeref verdiniz. MaşaAllah, Şeyhimiz’in dediği gibi karınca gibi hizmet ediyoruz ama inşaAllah nemrutun ateşini söndüreceğiz. İnşaAllah, inşaAllah. Ne güzel söylemiş Şeyhimiz. Ne güzel benzetmiş. Adnan Hocamız’ın hareketi öyle küçük gibi görünüyor ama nemrutun ateşini söndürecek demiş inşaAllah.
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: …
ADNAN OKTAR: Elhamdülillah.
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: İnandık ve kabul ettik.
ADNAN OKTAR: Elhamdülillah, inşaAllah. Hocam şeref verdiniz, lütfettiniz. Mübarek Şeyhimiz kerametinizi hissettik çünkü kalbimize bir inşirah, ferahlık geldi. Binaya geldiğinizde yeminle söylüyorum bir ferahlık hissettim. Bu hem Şeyhimiz’ in kerameti, hem sizin kerametiniz.
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: Estağfirullah bizim bir kerametimiz yok.
ADNAN OKTAR: Yok öyle. Elhamdülillah, maşaAllah. Allah iyalinizle, ailenizle ve mübarek sultanımızla mutlu, sevinçli, güzel bir hayat nasip etsin. Allah derin iman nasip etsin. İttihad-ı İslam’ı görmeyi nasip etsin. Cennette de kardeş etsin. Böyle karşılıklı, cennet bahçelerinde Şeyhimiz’in o güzel sohbetlerini dinlemeyi Allah bize nasip etsin. Resulullah (s.a.v)’in yanında, Peygamberanın yanında, tatlı Şeyhimiz’in yanında; güzel sevinçli, sonsuz hayat nasip etsin Allah cennette.
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: Amin.
ADNAN OKTAR: Sultanım eğer destur verirseniz programı kapatıyoruz inşaAllah.
ŞEYH BAHADDİN EFENDİ: İnşaAllah, buyurun.
ADNAN OKTAR: Bismillah. Hadi kapatalım inşaAllah.
Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...