Adnan Oktar’ın 17 Ocak 2012 tarihli A9 Tv röportajından
ADNAN OKTAR: Kimdir bu konuşacağımız şahıs önce onu anlatın.
DAMLA HANIM: Hocam, Dr. Ely Karmon, bilgi verebilirim inşaAllah.İsrail Savunma Bakanlığı’na danışmanlık yapıyor kendisi,uluslararası terör, Orta Doğu’nun güvenlik ve strateji konularında tanınmış uzman bir kişi. Terör ve günümüzdeki gerilla hareketleri ile ilgili, İsrail Ordusu Askeri Akademisi de dahil olmak üzere, İsrail’de çeşitli yüksek okullarda eğitim veriyor. Herzliya ve Uluslararası Terörle Mücadele Enstitüsü’nde kıdemli araştırmacı, bilim adamı. Ve çeşitli kıdemli düşünce kuruluşlarında öğretim üyesi, isterseniz bu kuruluşları da sayabilirim Hocam.Amerikan Ordusu Savaş Akademisi, İsrail Atlantik Forumu, Birleşmiş Milletler Bölgesel Suç ve Adalet Araştırma Enstitüsü, Washington Yakın Doğu Politika Enstitüsü, Herzliya Politika ve Strateji Enstitüsü ve Nato’nun terör konularında çalışma gruplarında yer alıyor. Uzmanlık konuları ile ilgili çeşitli kitapları ve çok sayıda makalesi ve konferansı var.
ADNAN OKTAR: Evet, selamlar Dr. Ely Karmon. Nasılsınız?
DR. ELY KARMON: Siz nasılsınız, teşekkür ederim. Iyi akşamlar Sayın Oktar.
ADNAN OKTAR: İyi akşamlar, hoşgeldiniz.
DR. ELY KARMON: Beni programınıza davet ettiğiniz için çok teşekkür ederim.
ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ederim katıldığınız için.
DR. ELY KARMON: Ülkenizi ve insanlarınızı çok seviyorum, Türkiye bizim için çok önemli bir ülke. Dolayısıyla bir Türk kanalında misafir olmak, özellikle sizin gibi değerli bir insanın programına misafir olmak benim için çok onur verici, mutluluk verici.
ADNAN OKTAR: Teşekkür ederim, biz de İsraillileri çok seviyoruz. Hz. Musa (a.s.)’ın evlatlarını, Hz. İbrahim(a.s.)’ın evlatlarını çok seviyoruz. Allah’ın bizlere emanetlerisiniz. Hep birlikte kardeşçe, güzel, mutlu beraberliğimiz olacak. Birlikte güzel yaşayacağız. Altınçağı yaşayacağız. Mesihiyetin, Mehdiyetin o güzel günlerini hep birlikte göreceğiz inşaAllah. Barış ve mutluluk içinde.
DR. ELY KARMON: Çok güzel bir dilek bu, hem bizim insanlarımız için, hem de tüm dünyanın insanları için çok güzel bir dilek.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Buyurun sorularınızı alayım.
DR. ELY KARMON: Aslında televizyonda soru sormaya çok alışkın değilim ama, bildiğiniz gibi ben dini konulardan çok politika, terörizm, uluslararası ilişkiler gibi konularda uzmanım. Bunlar benim daha çok ilgi alanıma giriyor. Türkiye bildiğiniz gibi çok önemli bir rol oynuyor. Hem bölgede, hem de İslami dünyada. Özellikle Orta Doğu’nun bu çok hassas dönemlerinde.
ADNAN OKTAR: Beraber olmamız, kardeş olmamız, mutlu yaşamamız bizim elimizde. Çok kolay olan bir şey. Bütün mesela sık görüşmek, akil insanların bir araya gelmesi, ama Allah’ın kitabında belirttiği, Tevrat’ta belirtilen, Kuran’da belirtilen kardeşliğin tesis edilmesi için mutlaka dindar insanların devreye girmesi gerekiyor. Yani din olmadan materyalizm olarak, Darwinist düşünce olarak insanların kardeş olması, birlikte beraber yaşaması, huzurlu yaşaması, denendi, yüzyıldan beri sadece kan, acı ve ızdırap getirdi. Bölünme getirdi, nefret getirdi ve bu gittikçe tırmanmaya başladı. Ekonomik kriz getirmeye başladı arkasından. Sanatı ve bilimi ortadan yok etti. İnsanları mutsuzluğa sürükledi. Aydın anlamda, gerçek anlamda dinin dünyayı mutlu edeceğini Allah bize gösterdi. Onun için Museviler olsun, Hıristiyan olsun, Müslümanlar olsun, Mesih’in yani Mehdi(a.s)’ın çevresinde toplanarak, kardeşlik, barış ve demokrasi içerisinde mutluca yaşamalarını Allah’tan istemeleri gerekiyor.
DR. ELY KARMON: Bugün radikalleşme çok fazla dini çevrelerde. İstanbul’da TV’de gördüm, Müslümanların bir ordu toplayıp İstanbul’u nasıl fethettiklerini. Bu bizim için Hamas için çok iyi bir örnek; bu şekilde bir ordu toplayıp, hatta Müslüman bir ordu toplayıp Kudüs’ü bu şekilde güçle kurtarmamız gerekiyor. Dolayısıyla eğer İstanbul’da öğrendiği ders buysa, İsrail bundan çok rahatsız oluyor.
ADNAN OKTAR: Eğer Darwinistler, materyalistler, dine ehemmiyet vermeyen kişiler, bu konulara da ehemmiyet vermezlerse, o zaman radikaller dünyayı cehenneme çevirirler. Ama Tevrat’ta belirtilen Kral Mesih’e, Peygamberimiz(s.a.v.)’in hadislerinde belirttiği Hz. Mehdi(a.s.)’a tabi olunduğunda, radikal düşünce, radikalizm dünyadan kalkar. Derhal kalkar. Radikalizmin durmasının tek yolu Mehdi(a.s.)’dır. Yani Kral Mesih’tir. Bunun dışında radikal düşünce gittikçe dünyayı sarar. Yani Hıristiyanlık’ta da sarar, Müslümanlık’ta da sarar, Musevilik’te de sarar. Ve kan gövdeyi götürür, dünya mahvolur böyle bir şeyde, kıyamet kopar. Ama Mehdi(a.s.) bütün unsurları yatıştırıp, barışı, sevgiyi, iyiliği, kardeşliği, güzelliği insanlara iade edecektir. Allah’ın insanlar için sunduğu bu nimeti onlara yeniden sunacaktır, yani vesile olacaktır. Bunun dışında radikal düşünceye karşı, tankla, topla, tüfekle karşı konamaz. Çok kanlı, çok ızdıraplı, çok acı günleri çeker bu. Ama Mehdi(a.s.)’a tabi olunduğunda hemen dünya yatışır. Hemen ılımlı hale gelir. Hemen sevecen hale gelir. Onun için bu konuya çok özenli dikkat çekmek lazım. Yani ateist bir mantıkla radikal düşüncenin, terörün, savaşların, acıların durması mümkün değil.
DR. ELY KARMON: Sizin biraz televizyonunuzu inceledim, çalışmalarınızı inceledim ve radikalleşmeye karşı bu kadar güçlü bir ses olmanız beni çok mutlu etti. Size şunu sormak istiyorum, siz daha iyi bilirsiniz tabii ki, ülkenizde İsrail’e karşı olan negatif düşünceler ve Museviler’e karşı olan negatif düşünceleri ortadan kaldırmak için neler yapılabilir? Mesela Hamas liderinin Türkiye’yi ziyareti, bazıları onu bir kahraman gibi görüyor, kardeş gibi görüyor. Dolayısıyla Türkiye’de daha geniş bir insan kitlesine bu barışçıl ve dostane mesajınızı iletmek, onlara da bunu düşündürmek için ne yapmak lazım?
ADNAN OKTAR: Bu görüşmelerin tabii ki olumlu etkisi oluyor, mesela önümüzdeki hafta İsrail’den milletvekillerini bekliyoruz, misafirlerimizi. Onlar da burada çeşitli görüşmeler yapacaklar. Bunlar da tabii daha ılımlı bir ortam sağlamada faydalı, ama çözümü Tevrat göstermiş. Eğer bir Musevi Tevrat’a ehemmiyet vermiyorsa, zaten Musevi değildir ve bambaşka bir şeydir. Ve Tevrat’a göre de, Allah helak edeceğini söylüyor, perişan edeceğini söylüyor, eğer Tevrat’taki bu barış ruhunu, bu sevgi ruhunu, Kral Mesih ruhunu kabul etmezlerse insanlar. Dolayısıyla Türkiye’de de hiçbir sorun kalmayacaktır, Afganistan’da da, Irak’ta da hiçbir yerde sorun kalmayacaktır, Kral Mesih kabul edildiğinde, Mehdi (a.s.) farkedildiğinde. Bunun dışında acının ve belanın dünyanın üzerinde döndüğünü zaten herkes görüyor. Harıl harıl savaş hazırlığı var dünyada. Ve heryerde bir gerginlik var. Fakat Kral Mesih ile, Mehdi(a.s.) ile bunun derhal sona ereceğini Allah bize Tevrat’ta bildiriyor. Ve Peygamberimiz (s.a.v.) hadislerinde çok kapsamlı anlatıyor. Bunu anlamazlıktan gelmek çok yanlış olur, akılcı olmaz. Aklın yolu birdir, mutlaka bu konuya akılcı yaklaşıp halletmek gerekiyor. Ve bu konuda Allah’ın emrini yerine getirmek gerekiyor.
DR. ELY KARMON: Son sorum da şu olacak, biraz hassas bir soru. Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler ile ilgili değil, daha çok stratejik bir seviyeden dünyaya baktığımda, son 10-15 yılda ben özellikle Pakistan hakkında birçok araştırmalar yaptım. Çünkü Pakistan’ın Orta Doğu, Orta Asya, Güney Asya’da olan biten üzerinde bayağı bir rolü oluyor. Orada olan bir savaş, birçok yeri etkileyebiliyor. Afganistan’la sınırı var, Avrupa’nın, koolisyonun çabalarına rağmen, buradaki karışıklıklar devam ediyor. Bundan daha da rahatsız edici olan ise, son 15-20 yıldır, Müslümanlar arasındaki çok şiddetki kavgalar. Sünniler, Şia’lar, Sünniler’in kendi aralarındaki kavgalar. Bu bir fikir çatışması da değil; çok fazla kan döküyorlar. Dolayısıyla benim düşüncem, Müslüman liderler, özellikle dini liderler çok fazla çaba göstermiyor olabilir bu konuda insanları etkilemek için. Çünkü bu karmaşıklıkların çoğu da, dini liderlerden kaynaklanıyor. Anlamıyorum neden bu kadar radikal olduğunu. Ama belki Müslüman dünyasındaki dini liderler seslerini yükseltseler, o insanlar da belki onları dinleyebilir.
ADNAN OKTAR: Dini liderler, her biri ayrı bir fikri, her biri ayrı bir dünyayı, her biri ayrı bir görüşü savunuyor çoğu zaman. Ayrı başlar, ayrı ayrı akıllar, genellikle birbirini iterler. Tek bir aklın etrafında toplanınca insanlar başarılı olur. Ama 30 tane alimden tek bir tane Mesih çıkmaz. Onun için Tevrat’ta belirtilen hususları hurafe gibi görenler, hikaye gibi görenler çok büyük hata yapmış olurlar. 3000 yıldan beri beklenen, Museviler’in dua edip beklediği Kral Mesih’in vakti gelmiştir. Bakın Tevrat’ta alametlerini göreceksiniz. Bakın diğer Musevi tefsirlerine, aynı şekilde. Özellikle 2012’nin son önemli tarih olduğunu, Mesih’in tarihi olduğunu göreceksiniz. Bunlar hurafe veya hikaye değildir. Isteseler de, istemeseler de insanlar, Mehdi’ye ve Mesih’e uyacaklardır. Ve dolayısıyla İslam alemindeki bu parçalanmış, sizin saydığınız kan dökme olayları da Mesih’in yani Mehdi(a.s.)’ın çıkışıyla ortadan kalkacaktır. Yoksa kan gittikçe artarak devam eder. Musevi dindarlara karşı da devletin baskısı gittikçe artacaktır. Ve onların da devlete karşı tavrı gittikçe artacaktır. Şiiler’de yine olaylar devam edecektir, kan dökmeler devam edecektir. Sünni-Şii çatışmaları olacaktır. Hıristiyanlar devreye girecektir. Tek çözüm 3000 yıldan beri beklenen Kral Mesih’e, Mehdi(a.s.)’a tabi olmaktır. Bunu hikaye gibi görürse insanlar, dünyanın sonu geldi demektir. Ama Allah yine şefkatiyle, merhametiyle Mehdi’sini, Mesih’ini çıkaracaktır. Siz de göreceksiniz. İsrail halkı da görecek, bizler de göreceğiz. Hepimiz göreceğiz. Yalnız akil insanların, aklı başında insanların, iyi insanların birbirleriyle görüşüp, samimi olarak bu konuyu değerlendirmeleri gerekiyor.
DR. ELY KARMON: Çok teşekkür ederim.
ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ederim. Türkiye’ye de bekleriz.
DR. ELY KARMON: Çok teşekkür ederim. Gelmek isterim fırsat olursa.
ADNAN OKTAR: Hayırlı akşamlar, selam.
DR. ELY KARMON: Ne zaman İsrail’e geleceksiniz?
ADNAN OKTAR: Çok istiyorum, valla kocaman bir Tevrat geldi el yazması Musevi dostlarım getirdiler. Onun sevinci içerisindeyim. Çok muhteşem bir şey. Kabı da çok güzel. Benim de hayalimdi, odamda duruyor. Onu da bir sevincim olarak belirtiyorum. Ama en kısa zamanda da İsrail’e gelip inşaAllah, sizlerle hep birlikte yemek yemeği, birlikte dostça sohbet etmeyi çok istiyorum. O yakın inşaAllah. Biraz daha gayret edersek inşaAllah güzel günleri hep birlikte göreceğiz. Sizleri seviyoruz.
DR. ELY KARMON: Aslında sizin İsrail’e gelmeniz buradaki kamuoyunu çok güzel etkileyebilir. Dini liderlerin bu dostane yaklaşımını görebilirlerdi. Dolayısıyla sizi çok yakında burada görmeyi çok isteriz.
ADNAN OKTAR: Olabilir inşaAllah, yakın bir zamanda düşünüyorum inşaAllah. Selam.
DR. ELY KARMON: Selam.
ADNAN OKTAR: Aleyküm selam.