ADNAN OKTAR: Fransa’yı da sonunda bizden ayırdılar. Şimdi Fransa Meclisinde adam konuşuyor; “biz Türkleri çok severiz” falan. Olur mu, sen bilinç altında nefret ettiğin belli, nefret etmene de bazı insanlar vesile olmuş belli. Çünkü sevgisiz, merhametsiz, aşksız, kalitesiz insanlar, gittiler orada kendilerini bambaşka bir hüviyetle onlara gösterdiler. Onlar da zannetti ki Türk milletini bunlar temsil ediyor ve “hiçbir şekilde sizi Avrupa Birliği’ne almak istemiyoruz.”dediler. Bir süre sonra bunları Fransa’dan da çıkartırlar, ben size söyleyeyim. Ve oradaki garibanları da, temiz, dürüst insanları da, iyi insanları da çıkartmış olacaklar. Alttan alta buna hazırlık yapıyorlar. Çünkü bu çok büyük bir olaydır. Adalet Bakanımız çok değerli bir insandır, diyor ki: “Yok hükmündedir.” Öyle olmaz, pratikte öyle olmaz. Şimdi onun arkasından Amerika da bunu çıkartır, diğer Avrupa ülkeleri de çıkartır. Ben otuz kere söyledim, dedim ki; ‘Ermeniler bizim kardeşimizdir, millet-i sadıkadır, dost olalım’ diye. Sözümü dinlemiyorlar. Sözümü bir ara dinleyecek gibi oldular, yeniden bozdular. Bir ara hakikaten dinlediler, güzel gidiyordu. Karşılıklı ziyaretler oldu.İntikam anıtımıdır nedir, onun ateşini söndürdüler falan, tamamdı, iyi gidiyordu. Üç-beş tane yobaz ortaya çıktı, ortalığı birbirine kattılar. Şimdi aşama aşama bu gidiyor. Hem Türkiye’de Darwinizmi-Materyalizmi körüklüyorlar, hem din eğitiminde bozukluk oluşturuluyor. Gidişat Mehdiyet’e mecburiyete doğru gidiyor. Bütün bu olaylar Türkiye’yi yalnızlaştırıyor. Bu yalnızlaştırmaya karşı da biz bütün gücümüzle mücadele veriyoruz. Mesela İsrail’le de aramızı bozmaya çalışıyorlar, ben gayret ederek kopuşu engelledim. Yine buraya milletvekilleri gelecekti, düşünüyoruz bakalım, onun için de uğraşıyoruz. Ama bu dengeyi muhafazaya çalışıyoruz. Ne Suriye ile düşman olalım, ne İsrail’le, ne İran’la, bilakis birleşelim, ittifak edelim. Sevgi ruhuyla olur, başka türlü olmaz. Yani öyle bir insan modeli geliştiriyorlar ki, adamlar Türkleri istemeyecek şekilde bir karaktere doğru gidiyorlar, bir ruh haline doğru gidiyorlar. Şimdi Fransa, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesini istemiyor. Arkasından bu soykırımı ile ilgili kanunu desteklediler ve hallettiler kendi kafalarına göre. Mecliste konuşurken de çok uyanıklar, diyorlar ki: “Türkiye bizim dostumuzdur, hiçbir şey olmaz” diyor. Sen Avrupa Birliği’ne sokmak istemiyorsun, bu kanunu da çıkarıyorsun, nefret ettiğin belli değil mi? Ama senin nefretinin zemini yanlış. Sen milleti tanımadan, oradaki üç-beş tane çakala yahut Türkiye’de gördüğün üç-beş tane çakala bakıp, Türk milletinin geneli hakkında kanaat getirdi ve o kanaatini de uyguluyor. İşin doğrusu samimi kanaatleri, nefret ediyorlar. Ama bu nefreti elde edecek sistem çalışıyor alttan alta. Yani birçok şeyi biz söyleyemiyoruz ama alttan alta bu sistem sürekli çalışıyor ve Türkiye’yi sürekli yalnızlığa iten bir yöntem elde ediliyor ve Türk gençliğini de böyle gayesiz, Televole kültürüne düşkün, eyyamcı olmaları için gayret eden bir çalışma var. Şimdi böyle olduğunda, Allah vermesin, yani yarın-bir gün her hangi bir yabancı müdahale olsa, öyle bir gençlik istiyorlar ki, ‘yani ne yapıyorsanız yapın, isterseniz alın ama yeter ki biz içelim, gezelim, eğlenelim. Bize dokunmayacaksanız, bizim keyfimizi bozmayacaksanız, biz diskolara gideceksek, eğleneceksek, sigaramızı içeceksek, içkimizi içeceksek sorun değil, isterseniz gelin işgal edin’ kafasında adamlar yetiştirmeye çalışıyorlar. Onun için biz de bunu kıracak bir politika izliyoruz, bu mantığı kıracak. Yani böyle vatanını milletini seven, üniter yapıyı savunan, bir karış toprak dahi vermeyen bir politika. O yüzden MHP’yi destekliyoruz, Büyük Birlik Partisi’ni destekliyoruz, Saadet Partisi’ni destekliyoruz. Çünkü bunlar hep fikir partileridir, bunlar direnecek insanlardır. Diğer partiler de bu partilerin ruh halinden beslenir aslında. Mesela Ak Parti’nin içerisinde çok fazla MHP düşüncesinde insan vardır, Saadet Partisi düşüncesinde çok fazla insan vardır, Büyük Birlik Partisi düşüncesinde çok fazla insan vardır. Onların fikir ve düşünce sistemleri, o parti içerisinde güçlü ve dinamik bir yapı meydana getirmiş oluyor. Yani fikirle ayakta duruyor bu partiler. Mesela CHP’nin içerisinde de öyle milliyetçi unsurlar var, vatanını milletini seven insanlar var. Onlar o sağlıklı yapıyı muhafaza edebiliyorlar. Ama bunun gücünü de kırmak için var güçleriyle uğraşanlar var, görüyorsunuz. Radyolardan, televizyonlardan, oradan buradan adamlar var gücüyle uğraşıyorlar.
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...