Adnan Oktar'ın 8 Şubat 2012 tarihli A9 Tv röportajından
ADNAN OKTAR: Hutbe-i Şamiye Toplantısı değil mi? Hutbe-i Şamiye’de zaten Bediüzzaman direk 1400, 1980 tarihine işaret ediyor. “Hicri 1401 ile 1411 yılları arasında Fecri Kazıbdan 30-40 sene sonra Fecri sadık çıkacak.” 1981 yılını veriyor. Hutbe-i Şamiye’de çözümün 1981’de başlayacağını söylüyor, net tarih vererek. 2000’lerde de bitirecek Hz. Mehdi (a.s) faaliyetini” diyor. Yani bayağı etkili olacak diyor 2000’lere kadar. Küfrün belini kırdıysa Bediüzzaman bu Hutbe-i Şamiye’de neyi anlatıyor o zaman? Kendi devrindeki küfrün belini kırdığını söylüyor Bediüzzaman. 1981’den sonraki tarihi ayrıca belirtiyor Bediüzzaman. 1900’den başlayıp 2120’ye kadar gidecek olan tarihi detaylı olarak tarif etmiştir Bediüzzaman. Bunu anlamazdan gelmenin âlemi yok. Bu önümüzdeki 70 yıl içerisinde İslam dünyaya hâkim olacaktır. Hz. Mehdi (a.s) da çıkacaktır. İsa Mesih (a.s)’da çıkacaktır. Sonra 2120’ye girildiğinde kıyamet kopacaktır. Risale-i Nur’un ölçüsü, anlatımı budur. Çıkış yeri olarak da Bediüzzaman İstanbul’u belirtmiştir. Bediüzzaman ayrıca Ben Mehdi değilim, olamam demiyor ki. Bak diyor ki; “Gerçi her asırda hidayet edici bir Mehdi veya müceddid geliyor veya gelmiş.” Gelme amacı ne? Zaten o devirdeki fesadı izale etmek. Küfrün belini kırmak. Yani Mehdi’nin geliş amacı budur. Mehdi geldiğine göre o devirde, Bediüzzaman faaliyete geçtiğine göre müceddid olarak. Küfrün belini kırmış oluyor zaten. O zaman müceddid olamaz zaten. Ama Hicri 1400’ü uzun uzun belirtmiştir. Hutbe-i Şamiye’nin özelliği zaten 1400’den sonraki hayatı anlatmasıdır. O toplantıyı o zaman niye yapıyorsunuz siz?
Değil mi? Hutbe-i Şamiye’yi okumamış ki bunlar. Hutbe-i Şamiye’de küfrün çok azgın olacağı, Müslümanların parça parça olacağı, sıkıntının çok büyük olacağı, fücurun, tuğyanın, dalaletin etrafı saracağı ve 1400’de de Hz. Mehdi (a.s)’ın gelişiyle de bu fücurun ve bu küfrün darmekeşan edileceği, yerle bir edileceği uzun uzun anlatılıyor gerekçeleriyle, mantığıyla. Hutbe-i Şamiye’deki ilgili bölümleri okuması lazımdı oradaki arkadaşların. Yüzeysel bir anlatım. Hz. İsa (a.s)’dan dikkat edin hiç bahsetmiyorlar. O ne hikmetse? Hâlbuki Hz. İsa (a.s)’ın inişi çok önemlidir. Ulul Azm bir peygamberdir Hz. İsa (a.s). Bir kere ondan bahsetmiyor olmaları üslubun dürüst olmadığının en büyük delillerinden biridir. Tek kelime İsa Mesih(a.s)’dan bahsetmiyorlar. Hâlbuki Hz. Mehdi (a.s) ile İsa Mesih(a.s) birlikte faaliyet yapıyorlar. Sen sağ kolu anlatıyorsun, sol kolu anlatmıyorsun değil mi? Bir gözünü anlatıyorsun, diğer gözünü anlatmıyorsun. İki kanatlıdır ahir zaman. Bir tarafı Mehdiyet, bir tarafı İsa Mesih(a.s). İsa Mesih (a.s)’ı da şimdi yok edemeyecekleri için. Ona uygun birisini bulamadılar. Onu da işte Ceh Cah, Kahdane ile de kurtaracak gibi değiller. “En iyisi hiç açmayalım konuyu” diyorlar. Hâlbuki üç tane ayet var İsa Mesih(a.s)’ın geleceğine dair. Ve Hz. Mehdi (a.s) devrinde olacağına dair de Bediüzzaman’ın açık beyanları var. Hadislerde de açıkça beyan edilmiş. Sen aldın Bediüzzaman’ı Hz. Mehdi (a.s) yaptın. Tamam, Allah razı olsun. İsa Mesih(a.s) nerede? “İsa İsa Mesih (a.s) da yok” diyorlar. “Pencereden çıktı, gitti” diyorlar. “Geldi, gömdük” diyorlar. Keşke onları da bir anlatsalardı da bayağı bir ortalık şey olsaydı. Aslında utanmasalar Allahualem onu da anlatırlardı. Pencereden çıkıp gittiğini anlatıyorlar zaten. Bediüzzaman namaz kılıyormuş. Uzun boylu diyorlar onu bile bilmiyorlar. Hz. İsa (a.s) uzun boylu değil, orta boylu. “Uzun boylu biri geldi. Böyle sakallı.” Diyorlar. Hz. İsa (a.s) olduğu anlaşılıyor. Bediüzzaman’ın yan tarafına geçti namazı kıldı. Sonra pencereden birden çıktı gitti Hz. İsa (a.s). O kadar. Bir daha da bulamamışlar. Şimdi çıktı gitti deyince, “Nerede?” diyecekleri için öbürleri baktılar ki olacak gibi değil, işi daha sağlama almışlar. “Ağabeyler gömmüş” diyerek anlatıyorlardı. Hatta bir Ağabey vardı. İsmini vermeyeyim de Ortaköy’de. Dedim “İsa Mesih(a.s) nerede o zaman Hocam?” “Gömmüşler, gömmüşler Ağabeyler” diyor. Hem de Nur Talebesi Ağabeyler. Üç dört tane Ağabey toplanmış bir araya ölmüş, hemen gömmüşler. Şu perişanlığa ne gerek var? Şu çırpınmaya ne gerek var? Ceh Cah, Kahdani. Bediüzzaman nerde söylüyor Ceh Cah, Kahdani gelecek benden sonra diye? Benden sonra Hz. Mehdi (a.s) gelecek diyor. Nerde Ceh Cah Kahdani diyor? Bana Risale-i Nur’da bir yerde göstersinler Ceh Cah, Kahdani’yi. Serbest her şeyi konuşmak tabii. Onlar da bol bol böyle havaya. “Ben Hz. Mehdi (a.s)’ın pişdar bir neferiyim, öncü bir askeriyim” diyor. “Hz. Mehdi (a.s) benden sonra gelecek, O geldiğinde ben mezarda olacağım” diyor Bediüzzaman. “Risale-i Nur’un gerçek sahipleri” diyor. Oraya çıkanlar değil. “Risale-i Nur’un gerçek sahipleri yani Hz. Mehdi (a.s) ve şakirtleri Cenab-ı Hak’ın izniyle gelir, o daireyi genişlendirir. O tohumlar sümbüllenir, biz de kabrimizden seyredip Allah’a şükrederiz” diyor. Bunlar da diyor ki: “Yok, Bediüzzaman yanlış söylüyor o gelen Ceh Cah” diyorlar. Kardeşim size mi inanalım, Bediüzzaman’a mı inanalım? Hadi Ceh Cah, Hz. İsa (a.s)’ı da unuttunuz, her şeyi birbirine kattınız kardeşim. Yalnız oradaki Hocalardan birisi değerli birisi. Mustafa Özcan. Dürüsttür o. O iyidir. Öbürleri dürüst değil demeyeyim. Ama görüyorsunuz vaziyeti, içler acısı. En az bir sene tek tek, tane tane böyle kelime kelime kitaplaştıracağım da bu konuşmalarını. O şak şak şak şak alkış. Nereyi alkışlıyorsun sen? Bediüzzaman’ın dediklerini sen ters düz etmişsin. Alkışlanacak hâlin var mı? Hoca efendiler dinliyorlardır şimdi inşaAllah. Şimdi hocaya haber uçmuştur. Öbürlerinin isimleri ne?
DİDEM HANIM: Mustafa Akça var. Ahmet Akgündüz. Mustafa Özcan var. Bir de yanında bir kişi daha var onu da öğreneyim.
ADNAN OKTAR: Bir kere orda ayıp yaptılar. Bediüzzaman’ın talebelerini çıkarıp orda konuşturacaklarına kendileri oraya dizildiler. Mustafa Özcan Hoca’yı tenzih ederim. Hocalar da orada seyrediyorlar. Gidip onlara sorsanıza, “Hocalarımız daha iyi bilir” desenize, değil mi? Ama Mustafa Özcan dürüst, samimi bir insan. Bu da aslında iyi niyetli de fakat aklı karışıyor biraz Allahualem. Bak Hz. İsa (a.s)’ı unutmuş. Hz. İsa (a.s) unutulacak gibi bir varlık mı? Unutulacak bir insan mı? Unuttu gitti.
Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler