Adnan Oktar'ın 12 Şubat 2012 tarihli A9 Tv röportajından
ADNAN OKTAR: Fatih Sarıkan. Fatih kardeş, ben yani böyle molla yöntemi yahut işte Cübbeli yöntemi, yani öyle klasik sizin anladığınız anlamda İslamı tebliğ etme yöntemim yok. Yani bunu kabul edeceksiniz. Ayrıca ben demiyorum ki, ben İslama örneğim, ben Müslümanlığa örneğim. Ben Resulullah (s.a.v.)’e uyalım diyorum, Kuran’a uyalım diyorum. Yani böyle bir iddiam olsa senin dediğin doğru. Benim gibi olun, ben doğru yoldayım. Benim böyle bir iddiam yok. Ben Kuran’a uyalım diyorum, kız arkadaşlarımın da öyle bir iddiası yok; biz mükemmeliz, bizim gibi olun, biz kusursuzuz, peygamber gibiyiz demedik biz. Ne diyoruz? Kuran’a uyalım, Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünnetine uyalım. Bunu öğretiyoruz o kadar. Okulda senin öğretmenin yok muydu? Sen bizi bir radyo gibi düşün, radyoda eğer hak sözler dinliyorsan dinle, o kadar. Yanlış bir söz duyarsan ona uymazsın, doğru olanlara da uyarsın, bu kadar. En mükemmel yöntemle yapıyoruz tebliği sana söyleyeyim. Yani çünkü eğer varsa daha etkili bir çalışma yapan söyle, dünya çapında bakın dünya çapında daha etkili bir çalışma yapan biri varsa, bir topluluk varsa söyle hemen tabi olacağım, söz bir Allah bir. Ama samimi olarak söyle. Bak ben burada bekliyorum Fatih Sarıkan kardeş. Deki, mesela “falanca cemaat, falanca topluluk daha iyi faaliyet yapıyor” de. Ama gerekçeleriyle anlatacaksın, diyeceksin ki; “Darwinizme öyle bir vurdular ki, darmadağın ettiler, materyalizme şöyle vurdular, gittiler masonların içinde şöyle faaliyet yapıyorlar, gençliği şöyle etkilediler.” Bunları bana anlat. “Küfrün belini kırma değil, artık tozunu çıkarttılar” de anlat, anlaşıldı mı? Bana gerekçe göster, o zaman ben sana söz veriyorum o topluluğa tabi olacağım ve ne derlerse de yapacağım. Ama gösteremiyorsan, o zaman doğru yolda olan biziz o zaman. Bak ne kadar açık konuşuyoruz, ne kadar samimi konuşuyorum. Ben verdiği sözü yerine getirecek bir adamım. Böyle bir cemaat, bir topluluk varda bizim haberimiz yoksa ve sen de bize bunu bildirirsen çok büyük bir müjde olur, hemen tabi oluruz, hemen ben kapıcılığa talip olurum, hemen hizmet ederim hiçbir sorun çıkmaz. Ama bizim yaptığımız faaliyetin binde birini yapamıyorsan, gelip bize akıl veriyorsan veyahut veriyorlarsa akıl, biz buna nasıl uyalım? Yani hem bir şey yapamayacak, hem yenilecek, hem mağlup, hem ezik, hem gariban, cayır cayır ezdiğimizi gördüğü halde, fevkalade başarılı olduğumuzu gördüğü halde de, adam bize akıl vermeye kalkacak. Böyle olmaz. Siz istiyorsunuz ki, maymun gibi böyle genç kızlar gelsin, böyle eli yüzü kıllı kılçıklı, vahşi hayvan gibi böyle etrafa baksın, homurdansın, millete laf soksun, dedi kodu yapsın, ondan sonra ben de misvaklanayım arada sırada, cübbeyle sarıkla çıkayım falan. Yani ben anlıyorum sizin yönteminizi. O yöntemi yapan çok fazla adam var, bayağı var, tek tek sayayım istersen. Tabii o bayanlar kısmını geçersek, yani sarıkla cübbeyle, sadece o kısmını alalım, sarıklı cübbeli anlatan adamlar var. En başta Cübbeli’nin bizzat kendi ne arkadaşları mükemmel anlatıyorlar, Ortodoks anlamda tebliğ ediyorlar. Gençlerin haberi bile yok, muhatap dahi olmazlar. Ne İstanbul Üniversitesi gençleri muhatap olur ne ODTÜ’nün gençleri ne Hacettepe Tıp hiç biri kaile almaz, muhatap olmazlar. Etkilenmezler de, yenerler de eğer tartışırsanız, çatır çatır yenerler. Ama biz karşılaştığımızda mutlaka yeneriz. Bakın şimdi arada çok büyük fark var. Öbürü mutlaka yeniliyor, biz mutlaka yeniyoruz. Bunu biraz düşüneceksin. Ama dersen ki; “Hocam sen farkında değilsin olur mu, bak falanca topluluk, onun da başındaki kişi, muhteşem mücadele yapıyor çok şahane, yani sizin yaptığınızın bir mislini yapıyor veyahut aynı ayarda.” Söyle, eğer tabi olmazsam, sen bana ne söylüyorsan söyle, dakikasında saniyesinde. Söyleyebiliyor musun? Veyahut arkadaşların söylesin, desinler ki; “falanca topluluk var” deyin, konu bitecek, bak kökten çözülecek konu. Onun dışında bana akıl vermeyin. Yani benim yaptığım hizmetin binde birini yapamayıp, o tip akıllar verirseniz, olmaz. Hem gideceksin evde yan gelip yatacaksın, hiçbir başarın olmayacak, bize de akıl vereceksin. Bütün dünyayı sallıyoruz elhamdülillah, bütün dünyayı sallıyoruz. Ama böyle bir müjdeli haber gönderirsen süper olur, bak isminle bekliyorum. Veyahut desinler ki, Fatih Sarıkan’ın adına, onun mantığına cevap veriyorum diye birisi yazsın, bir kişi yazsın bana; “Falanca topluluk şöyle faaliyet yapıyor” desin. Fıkıh dersi yapıyorlar, hadis, kelam; dinlemez gençlerin büyük bir bölümü dinlemez bunu, etkilenmezler. Çünkü adam Darwinist-materyalistken, Allah’a iman edemiyorken, seni dinlemez. Üniversite gençliği özellikle, fıkha ihtiyacı yok. Fıkıh sanki çok karmaşık bir şeymiş gibi, gayet kolaydır fıkıh. Israrla fıkıh talebindeler. Elini yüzünü örtmekte çok kolay, hemen elini yüzünü örterler, programa da çıkmayabilirler veyahut ben de mesela sarıkla cübbeyle çıkarım, size akşama kadar fıkhı anlatırım. Bunu mu istiyorsun? Biliyorsun ki bunun getireceği bir netice yok, çok çok az. Yani zaten bilen adamlara bir daha anlatmış olacağız, zaten çok iyi bilen insanlar tasdik etmiş olacağız, mukabele yapmış olacağız. “Doğru söylüyorsun” diyecek, adam zaten biliyor. Ben şimdi namazın farzlarını anlatsan adam bilmiyor mu? Zaten biliyor. Vaciplerini anlatsam adam bilmiyor mu? Zaten biliyor. Onun için benimle konuşan, bu dediklerime dikkat edecek, bunları halledecek, inşaAllah.
Mesela bak demişsin ki;“Kaçıncı mail gönderişim, hala cevap alamadım.” İşte buyur, ben de sana cevabı gönderdim. Eğer ben bir cevap alamazsam, o zaman bir acayip durum olur.
Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler