Adnan Oktar'ın 21 Şubat 2012 tarihli A9 Tv röportajından
ADNAN OKTAR: “Said Nursi’nin vahiy aldığını iddia ettiğini söylüyor.” Sünuhat, sünuhat, ilham. Müslüman’a da ilham olur, Allah ilham eder kalbine, vicdanına ilham eder. O vahiy değildir, vahiy ayrı. Vahiy olduğunda vahiy iddiası olur Peygamberlerde vahiy olur, ona uymak farzdır zaten. Kitap olarak gelir. O sünuhatle, ilhamla bildiriyor. Diyor ki Bediüzzaman; “ilham da değil de, sünuhat” diyor, kalbinde sünühat. Dedikleri aynısıyla çıkıyor, doğru çıkıyor.
“Ehl-i Sünnet olmadığıyla ilgili anlatıyorlarmış.” Cübbeli de diyor, siz de diyorsunuz, “Ehl-i Sünnet değil” diyorsunuz. Şafi mezhebinden, nasıl Ehl-i Sünnet olmuyor? Cübbeli de Fatih Altaylı’nın programında, “yirmi küsur cihetten Ehl-i Sünnet’e uygun olamadığı anlaşıldı” diyor. İşte o, Bediüzzaman’ın üstünlüğünü gösteren bir alamettir. Çünkü Hz. Mehdi (a.s) geldiğinde Bediüzzaman’a gösterilen reaksiyonun bin katı olacaktır. “Bu adam bizim dinimizi öldürdü” diyecekler. Kim diyor? İmam-ı Rabbani Hazretleri söylüyor. Nereden naklediyor? Resulullah (s.a.v)’den. Resulullah (s.a.v) kimden? Cebrail (a.s)’dan. Cebrail (a.s) kimden? Allah’tan. “Bunu diyecekler” diyor Allah. Aynısını diyorlar. Yani Hz. Mehdi (a.s)’a diyecekler bunu.
“Üstadın eserleriyle gençleri zehirlediğini.” Ne güzel zehirmiş o. Bizi açıyor, bize çok iyi geliyor. Can veriyor, neşe veriyor, sevinç veriyor; nasıl bir zehirse, bize oradan bol bol getirsinler; kamyon kamyon, tır hesabıyla İnşaAllah. Milyonlarca insanın imanına vesile oluyor. Nasıl zehirmiş bu? Ama öyledir, mesela bir insana yarayan bir başkasına zehir etkisi yapabilir. Hocalarımı tenzih ederim. Özellikle Sebahattin Önkibar’ı tenzih ederim. Mesela şeytana Kuran zehir etkisi yapar. Mümine ne etkisi yapar? Şifa etkisi yapar. Şeytana sorarsan, “Kuran nedir?” diyorsun, “zehirdir” diyor. Hakikaten zehir etkisi yapıyor, canını yakıyor, ızdırap veriyor. Kıvranır o. Mümine de şifa etkisi yapar. Onun için Sebahattin Önkibar, mübarek kardeşimiz böyle bir şeyin içine girmeseydi, yanlış yapmış, gereksiz olmuş. Yani doğru da değil, ilmi bir açıklama da değil. Çünkü Risale-i Nur’u baştan sona okumak lazım onu söylemek için. Böyle bir incelemesinin olduğunu zannetmiyorum Sebahattin Bey’in. Onunla biz bir ara konuşalım, görüşelim. Yanlış. Zekeriya Beyaz, “bir heyet kurup Üstad’ın eserlerinin incelenmesini ve sapkın kısımlarının ayıklanmasını teklif ediyor” diyor. Peki senin konuşmalarının sapkın kısımlarını kim ayıklayacak Zekeriya Efendi? Bir heyet kuralım, o da senin sapkın kısımlarını ayıklasın. Biz onun heyetini kurduk. Milyonlarca talebesi heyetini kurdu; baktık bayağı faydalı, bayağı iyi. On kişi, yirmi kişi değil; milyonlarca Müslüman’dan oluşan bir heyet var zaten. Biz heyet olarak inceledik; muhteşem olduğuna karar verdik, çok güzel olduğuna karar verdik, tasdikledik, mühürledik, iş bitti. Ama şimdi senin kitabını okuduğumuzda bambaşka bir durum ortaya çıkıyor. Onun için, sen kendi kitaplarını Diyanet’e göndereceksin Zekeriya Hoca, bakayım sana kaç yönden acayip ve yanlış olduğunu söyleyecekler. Risale-i Nur zaten tasdikli kitap, bitmiş o, onun incelemesi bitmiş. 70 yıldan beri incelemesi kalır mı Risale-i Nur’un? Tasdik olmuş; bütün ulema tasdik etmiş, bütün dünya uleması tasdik etmiş.
“Fethullah Hoca ile CIA arasında bir bağlantılı kuruluyor.” Bir bağlantı var Fethullah Hoca ile CIA arasında ama CIA, Fethullah Hocamızı esir almış vaziyette. Olay bu , bu tarz bir bağlantı var. Baskı altında tutuyor, o.“Fethullah Hoca’nın Nur evlerinde yaşayan gençlerin ruh hastası olduğunu anlatıyor.” Niye canım bayağı modern kaliteli, gençler. Bir tane örnek göstermesi lazım. Şu bakın ruh hastası oldu diye göstermesi lazım. Nerede? “Bu evlerde yaşayan gençlerin kadınlardan kaçtıklarını,” ben kaçmıyorum, bilakis görüyorsunuz, “ızdırap içinde yaşadıklarını anlatıyor.” Herhalde şaka yapıyor, tahmin ediyorum. Bayağı neşe, alem, muhabbet içinde yaşıyorum Zekeriya dedem. Bu gördüğün sadece binde biri daha, inşaAllah. Aslında o çok ızdırap içinde yaşıyor, o tabii çok sıkıntı içinde yaşıyor. Ama faydasız adam demiyorum. Dürüst konuşacak olursak, hakikaten faydalı; yobazlığa karşı çok faydalı. O yönüyle iyi.
“Dinler arası diyalog,” diyalog zaten gıcık bir laf. Nerenin diyaloğu? Benim canım mesela Hıristiyan; seviyorum ben onu, konuşuyorum, iltifat ediyorum. Bana kuzu gibi bakıyor. Şimdi diyaloğa mı ihtiyacım var? İşte normal muhabbet ediyorum, seviyorum. Ne demek yani? Bu laf çıkmadan önce böyle bir şey yok muydu? Peygamberimiz (s.a.v) zaten görüşüyordu. Maria annemiz Hıristiyan’dı, evlendi. Musevi cariyesi vardı Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in, Hıristiyan cariyesi vardı. Sahabeleri de öyle. Ne alaka? Diyalogla mı oluyordu onlar? Kuran ayetiyle olur. Nerenin diyaloğu? Hıristiyanlarla işbirliği şart, deccaliyete karşı işbirliği şart tabii ki. La İlahe İllAllah konusunda işbirliği yapılacak tabii ki; Darwinist-materyalist sisteme karşı, ateist sisteme karşı. Dünyayı yüzde 99 dinsizlik kaplamış. Tabii ki Allah birdir, Allah vardır diyenlerle ittifak edilecek. Bundan normal ne olabilir? Nasıl komünistler ittifak ediyor, mesela PKK’yı ta Küba’daki komünistler destekliyor. Nasıl oluyor bu? Aynı şekilde işte Allah’a inananlar da, Allah bir diyenler de dünyanın her yerinde birbirini desteklerler. Bu normal. Gerekli ve şart, bunda bir şey yok. Bu konuşmamı internete koyun. Kimse cevap vermez benim dışımda. Böyle kapsamlı cevap veren de olmaz. Çünkü adamlar Bediüzzaman’dan zaten kurtulmaya çalışıyorlar. Mesela şimdi Fethullah Hocamız’ın cemaatinden cevap beklesek böyle bir cevap gelmez. Şaşar Beşer zaten tavır almış vaziyette Risale-i Nur’a karşı. O onlardan daha da karşı, Zekeriya Beyaz’dan daha karşı Şaşar Beşer. Bediüzzaman’ın vefat yıldönümünde en alakasız gazete bile yazar. Nezaketen, ‘yıl dönümü kutlanıyor’ diye haber yapar. Gerek dahi duymadılar. Ben uyarınca gece iç gibi falan internete koydular, gece yarısı. Gün geçti önce, ben akşam uyardım; yıldırım gibi, gece 3 gibi internete koydular. “Bediüzzaman’ın ölüm yıldönümü” diye, “seneyi devriyesi” diye. Zekeriya Hoca, gerek yok ki, Cübbeli zaten bu görevi yapıyor. Sen niye ortaya çıkıyorsun? Şaşar Beşer zaten yapıyor, öbürleri de zaten, “şahsı manevi var, Hz. Mehdi (a.s) gelmeyecek” diyorlar. Şimdi Bediüzzaman’ı etkisiz hale getirmenin faydasını şöyle görüyorlar; eğer biz Bediüzzaman’ı etkisiz hale getirirsek, gözünden düşürürsek… Mehdiyet’i net açıkladığı için, keskin hatlarını açıkladığı için; yer belirterek, tarih belirterek, stil ve yöntemi de belirterek çok keskin Mehdiyet’i ortaya koyduğu için ortadan kaldırmaya çalışıyorlar, fikren. Dört koldan mücadele var. Ben de Bediüzzaman’ı tanıtıyorum tabii, insanlara sevdiriyorum. “El mi yaman bey mi yaman?” demişler, “bey hepsinden yaman” demişler. Hodri meydan! Siz Bediüzzaman’ın aleyhine tek kelime söyleyin, ben bin tane lehine konuşurum. Modern gençlik, aydın gençlik canı gibi seviyor Bediüzzaman’ı. Zekeriya Hoca’nın etkisinde kalıyor muyuz? Şaşar Beşer’in etkisinde kalıyor muyuz? Kalmayız. Boşuna bu tip faaliyetlere gerek yok. Ama Zekeriya Beyaz yobazlığa karşı faaliyetlerine devam etsin, bu güzel.
“Salih Özcan Üstad’ın eserlerinden birinde kıyamet alametlerinden birisinin tren olduğunun tarif edildiğini söylemiş. Sebahattin Önkibar; ‘şimdi hızlı tren var, kıyamet nerede?’ diye soruyor.” “2120’de” diyor Bediüzzaman, vaktini vermiş. “1506 gibi bozulma olacak” diyor ve “Hicri 1400’de Hz. Mehdi (a.s) gelecek” diyor. “1506’ya kadar devam edecek” diyor. “1400’de Hz. Mehdi (a.s) gelecek, 1506’ya kadar galibane mücadele devam edecek. 1506’dan sonra gizli, mağlubiyet içerisinde vazife-i tenviriyesine devam eder” diyor. Ta ki 1543’e kadar. 1543’den sonra artık Müslüman kalmıyor, inanan hiç kimse kalmıyor. İki yıl dinsiz kalıyor dünya. “1545 gibi de kafirlerin başına kıyamet kopacak” diyor. Dolaysıyla yanlış anlamış Sebahattin Hoca.
Yeni Bilgiler 2
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Yeni Bilgiler 2
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...