Bediüzzaman Hazretlerine atılan iftiraların aynısı şu an bize yapılıyor.




Adnan Oktar'ın 25 Ocak 2012 tarihli A9 Tv röportajından

 

ADNAN OKTAR: Kardeşim, Bediüzzaman’a o devrin adamının kafayı takmasını gördünüz mü? Ne kadar acayip bir şey. Bir daha göster. İşte bakın, bizim karşılaştığımız olaylar da bu. Bakın; “Bir mason veya komünist kadar tehlikelidir.” Kim diyor? Mustafa Sabri Efendi diyor, 127. dönemin Osmanlı Şeyhülislamı.

Bakın; “Bir mason veya komünist kadar tehlikelidir.” Bize ne diyorlar? “Mason.” Bediüzzaman’a ne diyorlar? “Mason.” Görüyor musun benzerlikleri? Bize kim diyor? Yobazlar diyor. O devrin akıldanesi de bunu söylüyor. Mustafa Sabri Efendi, yolda yürümekten aciz, Şeyhülislam yapmışlar adamı, yolunda yürüyemiyor. O devirde tuğyan, dalalet sarmış, Osmanlı’nın yıkılış dönemi, perişanlık diz boyu. Bediüzzaman muazzam iman atağı yapıyor, muazzam bir Kuran-i eğitim uyguluyor, insanların imanını tahkiki hale getiriyor. Mustafa Sabri Efendinin yaptığı bir şey yok, maaşı alıp oturuyor aşağıya. Ne diyor: “Bir mason veya komünist kadar tehlikelidir.” Benzettiği şeye bak sen. Ahir zamanda büyük mücadele veren, son bin yılın müceddidine layık gördüğü unvana bak sen. Görüyor musunuz felaketi? Ahir zamanın yobazları niye bize bu sözleri söylüyor, şimdi anladınız mı? Aynı sözler, aynı kafa, aynı mantık, yüz yıl sonra yeniden hortluyor, aynısıdır.

Bakın diyor ki: “Çok defa hatırıma geliyor ki: Neden herkesten ziyade medreseden çıkanlar” bu hocalar falan, “medreseden çıkanlar Risale-i Nur’a sarılmaları lazım iken, en ziyade çekinen onlardan resmi vazifeli olanlardır.” Şiddetle çekiniyorlar diyor. “Şimdi birden hatıra gelen cevabın bira kısmını beyan etmek lazım geldi. Evvela: Gizli münafıklar, aleyhimizde büyük makamlarda olanların bir kısmını istimal ederek” kullanarak, “resmi bir tarzda şiddetli propaganda etmelerinden” Şimdi bizi de mesela aleyhimizde, gidiyor polise şikayet ediyor, savcılıklara şikayet ediyor yahut daha üst mertebedeki insanlara şikayet ediyorlar. Aynısı bakın Bediüzzaman’a da zamanında oluyormuş. “Aleyhimizde büyük makamlarda olanların bir kısmını istimal ederek” kullanarak, “resmi bir tarzda şiddetli propaganda etmelerinden.” Mesela durduk yerde çeteden dava açtılar, durduk yere başka bir şeyden dava açtılar, yıllardan beri uğraşıyoruz. İddia edilen Ergenekon terör örgütünden yargılanan adam başlatıyor bunu. Ve iddia edilen Ergenekon terör örgütünden tutuklanmış, davası devam eden adamların, adamlarıyla bizleri muhatap ediyorlar, onlar ifadelerimizi alıyorlar. “Bütün resmi memurlar ürkmeye ve çekinmeye mecbur olmuşlar” diyor. Bakın devletin kademelerini tahrik etmişler, tehlikeli adam bunlar diye. “Onlar içinde dahi enaniyetli ve evhamlı ve bid aları kabul eden hocalar” bakın “enaniyetli” bak tam asrımızdaki gibi, “ve evhamlı” her şeyden şüphe eden, korkak, var ya anlatıyoruz korkak diyoruz adama. Mesela gelmiş önemli kilit noktaya ama korkak, “evhamlı ve bid aları kabul eden hocalar” yani tam gerici anlamında, gerici derken; yobaz, “kendilerine bir özür, bir bahane aramışlar. Risale-i Nur dan İşarat-ı Sebanın bidacılara şiddetli tokadı ve Sekizinci ve On sekizinci Lemada İmam-ı Ali’nin (r.a) Ercüze de, ulemaü’s-su hakkında” bakın ulamaü’s-su, “dehşetli tokadı; ve bidalara bir derece ve bir cihette müsait olan Vehhabilik mezhebini perde altında kabul edenler, Yirmi Sekizinci Mektubun, Vehhabiler hakkındaki meselenin tokadı; ve Kur’ân tercümesini yapan ve Kur’ân yerinde tercümesinin okunmasına cevaz gösterenlere Risale-i Nur’un şiddetli tokatları, ve derd-i maişet zarureti” geçim derdi, “ve mevki-i içtimaide haysiyetini” cemiyetteki makamlarının haysiyetini, “düşünmeleri sebebiyle hocalar, hatta İstanbul un eskide dost hocaları, kaçmaya ve az bir kısmı, tenkide çalışmaya, hatta, Al-i Beyt ve İmam-ı Ali’ye adavetleri bulunan müfrit Vehhabilik hesabına Risale-i Nur’un Al-i Beyt ve İmam-ı Ali’nin bir manevi hediyesi ve eseri olmasından, itiraz etmeye başlamışlar. Fakat biz, İstanbul alimlerinden kızmıyoruz, belki bir cihette memnunuz. Çünkü başkalara nisbeten ilişmiyorlar.” Yani fazla baskı yapmıyorlar diyor. Bakın o zamanlar kan kusturdular Bediüzzaman’a.



2012-02-05 18:33:55
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top